ZİKİR

ZİKİR
ZİKİR: Hatırlamak. Yad etmek. Hürmetle anmak …..

TESBİH : İşleyen muntazam bir titreşime girmek… Zikirde: İrade. Düşünce. Arzu vardır. Tesbihde : İrade. Düşünce. Arzu kelimelerinin yeri ve manası yoktur. Bu sözleri anlamaya çalış… Tesbihat durduğu zaman hiç bir yer ne madde olarak, ne maddesiz.olarak kalmaz. Mevcudiyetleri yoktur. Zikir o halde iradeye az çok bağlıdır. İnsanda zikir ve tesbih manevi âlemde ve Allah kelâmında geçen zikir ve tesbih kelimelerinin manaları ise bambaşkadır. Tesbih : Durmadan, ara vermeden, aslını, yaradılışını daimi sûrette hatırlamanın şuurlu ve bize göre şuursuz zikridir. Zikir o tesbihata girmektir. Onunla beraber tesbih etmektir. Zikirlerin hepsinde hedef kâinatın tesbihatına girerek bütün vücut hücrelerinde de devam eden bu tesbihatı birleştirmektir. O halde zikirde hedef YARATANdır. Zikredici ALLAH’dır. Bütün zikirlerde söylenen kelimeler lâfızlar âlettir. Bu zikre hulûs ile devamla kalp’te tarifi mümkün olmayan bir halet hasıl olur. İşte asıl zikir (O) dur. Dikkat et (Budur) demiyoruz. Bütün mahlûkat tesbih halindedir durmadan, atomlan düşün. Hulûs ile dedik bu ne demektir. Bunun tarifi yoktur. İnsanın batınından çıkan hakiki ve riyadan uzak bir samimiyet bağlanmasıdır. Bütün vücut hücrelerinde devam eden tesbihatı kalp hissettiği zaman Hak’kın zikri o zaman ortaya çıkar. (Allah’ın) demiyoruz. (Hak’kın) diyoruz.

Mansur bundan dolayı (Enel Hak) diye haykırdı. (Enallah) demedi. Bunu anlamak çok güçtür.
(Fezkiruni Ezkirkum) Beni anınız, Bende sizi anarım. Burada teker teker her kula hitap vardır. Anarsanız, Ben de anarım. Bundan, insana serbestiyet verildiği manası çıkar. (Anarsanız) Allah’m kapusu kilitli değildir. (Sizi anarım) var ya… Allah ile insan arasındaki gaflet perdesi var. Fezkiruni Ezkirkûm ile bu ifade edilmiştir. Bu kapıdan gidebilmek için Resul’e uymak lâzımdır. (Nebi) ye delil. Lâfa dikkat kesil mırıltı etme. Can kulağıyla dinle hele…..
Resul’e uymak : Resul’ün âdemiyet tarafıdır ki bu (Kur’an) dır.Ve bunu tebliğ kendisine verildiği demektir. Nebilik insaniyet tarafıdır. (Sünneti Resul, Siyret-i Resul) dür. Herşeyle O’nu taklit et. Leke, toz kondurmadan. SİYRET: İnsanın manen tuttuğu yol. MÜRŞİT: Mürşidi Kâmil, ŞEYH : İnsanda meknuz yani gizli olan esma akislerini ortaya çıkarmak için, sâliki lâfzi âletlerle hazırlamağa ve onu zahiri ilimlerle donatmağa çalışan insandır. Yani hazırlık kıtası hocası. Şeyh aynı zamanda mürşit ise, salikin cesedi hazırlığını da çile ile hazırlar. Onu halvete sokar. Ceseden hazır olan salik, bu sefer mürşidin (Batıni İlim) ini öğrenmeye çalışır. Bundan sonra hakiki şahıs (Mürşidi kâmil) ise kâmil tarafını gösterir. Ve saliki halvete sokar. Ve gösteremediği tarafından himmet eder…. Cesediyle görünüp, içini göstermeyen bir kâmil bul ki işte ona şeyh derler. Cesedini unutup içini görmeğe çalışana da mürid. Hakiki mürşit sana senden içeri olan O (Ben) i öğretendir.Lâf ile olmaz.

Hüvel evvel :Nuru Resul Hüvel zahir: Nübüvvet Hüvel ahir:Ümmeti Hüvel batın : Resul’ün Ledün’ni Hakikati gizleyen ve yine açıklayan ayet. Budur. Bu lâfları anladı isen hemen sağ elinin üstünü öp ve hemen avuç içine bak, biraz sonra da onu öp… Babanın elinin üstün öp. Ananın hem elinin üstünü, hem de diğer elinin içini öp. Bir de başka türlü el içi öpme vardır. O halvet işidir. Hakikati bilmeden takliden öpme. Öğren aslını ondan sonra öp… İlk evvel Âdem yaratıldı. Sonra da Havva. Niçin… Düşün, bunu mürşidine sor. Sana tek bir (Kelime) söylemesi lâzım. Eğer biliyorsa hemen duyarsın. Alamazsan cevap, o bir tek kelimeyi şüphe et yahut kendinde kabahat ara. O zaman hem senin hem de mürşidin münkir olduğunu düşün yolunu hemen değiştir.

Münir Derman(k.s)

Allah Dostu Derki.(cilt IV)

Yazılmamış Sırların İlki Yazılacak Sırların Sonu…

 

Bir Cevap Yazın