Cuma’nız Feyzli ve Bereketli Olsun….

ZAMAN – VAKİT

Zamanın içinde vakit vardır.
Vakit, Lâ mekânın mekânda idraki için yani anlaşılması için takdir edilmiştir.
Zaman: Muradın devamını bilmek içindir.
Yani yaratılan kâinatın devamını anlamak.
Ruh için : Zaman, vakit, mekân mevzu’ bahis değildir.
Cesed bir mekânda mekân olduğu için zamanla mukayyed olur.
Vakitle mukayyed değildir.
Cesed, mekânda mekân olduğundan mahluktur.
Sonu gelecek demektir.
Cesede, ibâdetle ta’dil-i erkân emrolunmuştur.
(Ta’dil-i erkân: Namazdaki fiiller, eğilme, kalkma v.s)
Ruh; cesed mekânında oturduğu için vakitle mukayyed olur.
Hâlbuki ruh vakitle mukayyed değildir.
Cesede girince mukayyed olur.
İbâdetin vakti de farz kılınmıştır.
Bundan dolayı ibâdet vakitle mukayyeddir.
Her hangi bir ibâdet kaza yapıldığında kaza müddeti zamanla mukayyed olmakla beraber vakitle mukayyed değildir.

Namaz vakit girmeden bundan dolayı farz olmaz.
Namaz vakti: Ruh için farzdır.Ta’dil-i erkân : Cesed için farzdır.

Abdest: Cesed için farzdır.
istikbal-i Kıble: Kıbleye dönmek Cesed için farzdır.

Niyet: Ruh ve Cesed için farzdır.
Vakit girmesi ile bunların hepsi birden farzolur.
“Dünyanın her yerinde vakit vardır. O hâlde abdestli olmak lâzımdır. O hâlde abdestli olmak da farzdır.”

Vaktin kazası o hâlde yoktur.
Namazın ise kazası vardır.

14.07.1982,Çarşamba

DR.Münir DERMAN (k.s)

 

Bir Cevap Yazın