Mi’rac Gecesi

Onun için Receb Ayı Allah’ın Ayı.
Bu ayın yirmi yedinci günü de Mi’rac Gecesidir bilirsiniz.
Niye efendim Receb’in başında olmadı, ortasında olmadı da yirmi üçünde oldu.
Bu başka mesele.
Onun için Kur’ân-ı Azimüşşanda.
BismillâhirRahmânîrrahim.
“Sübhanellezi esra bi abdihi leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi.”
“Subhanellezi”, Aman Yâ Rabbî. Allah’ın kudretine bak demek Türkçesi.
“Subhanellezi”, aman aman aman bu ne büyük kudret bizim aklımız almıyor!.
Esra, götürdü, yürüttü, aldı gitti.
Bi abdihi, kulunu. Leylem, gece vakti.
“Efendim acaba Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vessellem, Mekke’den Kudüs’e ruhen mi gitti yoksa nasıl?”
Bi abdihi, abid abid. Abid demek; cesedin içinde ruh demektir.
Şimdi ruhumuz çıktı mı ruh gider, geriye bazen cesed kalır, lâşe kalır, murdarlık kalır.
O insanın kendi kudretine ayarına göre.
İçindeki bakır miktarına göre, onbeş ayar, yirmi iki ayar, beş ayar,
Sahte ise, o başka hikaye!
Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vessellem Efendimizi böyle aldılar.
Cesedi mübârekinen Turfetu’l- ayn içre yani gözünün kapayacağı sırada aldı götürdüler Kudüs’e kadar.
“Ondan sonra ne oldu?”
Ondan sonra kul olarak kimseye söz söylemek müsadesi yoktur.
Ağzinâ fermuar geçirirler insanın.
“Ordan öteye ne oldu?”
Bizim aklımıza dökülmez.
Hz. Cebrail geldi. Rasûlullah Efendimizi Sallallahu Aleyhi Vessellemi hacca gidenler var ise, Mutaf kısmı vardır Kâbe’nin.
Birde önünde ay gibi bir yer vardır.
Hz. İsmail’in şeyi dir orda kabri.
Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vessellem bazı geceler orada uyurmuş. Oradan geldi aldılar O’nu.
Nurdan bir ata bindirdiler.
Anlamamız için diyoruz ata bindirliler.
Burak’a bindirdiler, sesten, ışıktan, elektrikten suratlı.
Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vessellem bindi ona gittiler.
“Nereye gittiler?”
Ne senin aklın erer buna, ne benim ki. Hiç birimizin. Gittiler işte.
Mi’rac uructan geliyor. Yani çıkıyor. Göğe mi çıktı.
Biz biliyor sunuz dua edeceğimiz zaman göğe doğru bakarız.
Cenâb-ı Allah gökte midir?
Hâşâ sümme hâşâ.
En güzel yeri O’na orası bulduğumuz için göğe bakarız.
Göğ çünkü temizdir.
En münasip yeri orayı gördüğümüz için göğe kaldırırız “Yâ Rabbî “diye.
“La yesa’ani fil ard.” Hadis-i Kudsî.
“Ben namutenahi kâinata sığmam!” diyor Cenâb-ı Allah.
“Hakiki mü’minin, secde yapan mü’minin kalbinin içine girerim!” diyor Arabçada. Hadis-i Kudsî.
Onun için Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vessellem Buraka bindiği gibi Miraca teşrif etti.
Mi’racta neler oldu?
Mevlüd de gördünüz Süleyman Dedeoğlu ne güzel anlatmış.
Öyle şeyler olmamış bizim anlayacağımız şekile sokmuş.
“Geldi ordan oraya durdu.
Ordan sesler geldi bilmem ne etti.”
Onlar bizim aklımızın ereceği şeyler değil.
Bütün beşeri perdeler ref’doldu.
Mekan ortadan kalktı.
Bütün gözümüzdeki perdeler, Rasûlullah’ın gözündeki perdeler.
Mekan ortadan kalktı.
Senli-Benli Allahu Lemyezelnen karşı karşıya geldiler Cenâb-ı Allah’la Cenâb-ı Peygamber.
“Nasıl geldiler karşı karşıya?”
Bunları anlatmağa yeltenirse İKİlik yaparız.
Demek ki Cenâb-ı Allah’ın sarayı var.
Oraya gitti, oturdular sohbet ettiler.
Anlatmak için kelime yok.
Yani insanın içinde El Hayy Esmâsı var.
Allah” Ben size yakinim diyor sizden.”
İşte onu anladı o ANda.
Onun için namazda mi’racta emrolunmuştur Cenâb-ı Peygambere.
Onun için miraci’l- mü’minin namazdır.
Efendim namazda ama biz uçmuyoruz?
Rasûlullahu Sallallahu Aleyhi Vessellem Efendimizin cesedi hususi sûrette yaratılmıştır.
Hususî sûrette terfi görmüştür.
Elem neşrak leke sadrak.
İçi açılmış, yıkanmış, temizlenmiş.
Hususî bir terbiye, hususî bir yaradılış, hususî bir nur ile olduğu için cesedi mübârekleriyle Huzur-u İlahîyeye kabul edilir..
Bizim daha bağırsaklarımızın içinde cife dolu.
O cifeynen ancak ruhen mi’rac yapabiliriz.
Bu pisliknen yapamayız.
Onun için ruhu, Allah’ın huzuruna ruhumuz giderken cesedden çıkıyor, cesed yıkanıyor ve doğrudan doğruya toprağa terkediliyor.
Toprakta da Cenâb-ı Allah cesedi çürütüyor.
Sebebi:
“Bu benim kulum. Rasûlumun ümmeti. Hayatta iken daima bana secde etti. Benim ismimi andı. Rasûluma salâvat-ı şerife getirdi.
Emrettiğim şeyleri yaptı. Belki bir hatası olabilir. Ben Erhamer Rahiminim.
Yarın huzuruma çıktığı zaman cesedini görüpde eski hatıraları gözünün önüne gelmesin!” diye Cenâb-ı Allah cesedi kul utanmasın diye yok eder, şey eder.
Yani “Cesedim çürümedi!” diye şey etme, gururlanma!
O cesedi çürümeyenler başka başka sınıftan onlar.
Onun için cesedin çürümesi mü’min için gâyet iyi bir şeydir.
Çünkü baktığı zaman: “Ulan bu cesedde iken ben felan edebsizliği yaptım!” diyipte utanmasın diye.
Allah bile kulunu utandırmamak için Settardır. Settar-ı uyubtur.
Sen böyle olduğun halde birinin ayıbını görüp de utanmadan suratına vuruyorsun.

Onun için şu üç günü var Recebin.
Üç günde hiç olmazsa cesedine mi’rac yaptır.
“Cesede mi’rac yapılır mı?”
Yaptırılır ya. Hayydır da. Allah için Hayydır.
“Akşama börek yiyeceğim!” diye değil.
“Tavuğu kızartacağım!” diye değil.
İbadaat bütün bunlar hepisi Allah için yapılır.
Şuradan bir taşı bir yerden alıp başka yere korsan Allah için yapacaksın.
“Allah için ne demek yav?”
Her kes söyler. “Her işini Allah için yap!”
Ben size anlatayım. Hiç biriniz bilmezsiniz bunu.
Yüzlerce defa: “Allah rızası için, Allah için yap!”
Hocalar söyler. Kitaplar söyler. Şunlar söyler, bunlar söyler.
Sen kendi iyiliğini mi seversin. İyiliğini seversin değil mi?
Başkasının fenâlığını sevme.
“Fakat kendi iyiliğini sever misin, niye seviyorsun?”
Vücudun var diye.
Sana senden yakin olan Hayy var içinde.
“Allah!. Allah!.” içinde.
Sana senden yakin olan Allah’ın istediğini de yaparsan Allah rızası için iş yapmış olursun.
Anlaşıldı mı?

Dr.Münir Derman (k.s.)

Bir Cevap Yazın