Ve cumiaş şemsu vel kamer…

İşte bütün bu yıldızlar hepsi münakaşaya girmişler.   “ Ben büyüğüm senden, sen büyüksün benden.” diye. Çok dikkat edin. Müşteri demiş ki, “ ben güneşin 15 misliyim.” demiş.

Güneş demiş ki,“ ben dünyanın bir milyon misliyim.” O öyle demiş, bu böyle demiş, şu şöyle demiş.  Bir ay hiç sesini çıkarmamış. Bu, ayet bu anlattığım. Ben hikaye şeklinde anlatıyorum size. Ayet- i Kerime. Bir ay sesini çıkarmamış. Ötekiler, “ sen büyüksün, ben büyüktüm, “

Fakat, Allah öyle bir trafik yapmış kâinata ki, göster bana bir havada bir trafik kazası olmuş.Milyonlarca dönüyorlar. Kepler sistemi. Bundan 500 sene evvel bulmuş. Kepler’in kitabını okuyunuz. “ Diro- bolus yonubus orbiyum, selesyukum,” diye Lâtince kitabı vardır. Okuyun deli olursunuz. O ona, sen böylesin, ben böyleyim. Şimdiki dünyadaki insanlar da aynı vaziyette. Ay sesini çıkarmamış. Ay edepli oldu-ğu için, aya şu emir gelmiş. Fe iza berikal basar… Ve hasafal kamer … Ve cumiaş şemsu vel kamer..” “ Her şey birbirine karıştığı zaman, gözler, mözler hep karıştığı zaman.”                                           

  “Ve cumiaş şemsu vel kamer.” = “ Güneş aya girdiği zaman..”. ..Ve cumiaş şemsu vel kamer.” Ay küçücük,   koskocaman cami avucumun içine giriyor !.. Halbuki bunun mantıkî şeyi “ Ve cumial kamer veş şems.” Kamer güneşe girecek.

   Ve cumiaş şemsu vel kamer.” Ne kadar vırıltı edersen ediiiiin, güneş; aydınlık, ve dünyanın maddî tarafını temsilidir. Öyle olmasaydı, gece çalışırdık, gündüz uyurduk ağam. Gece, ay, manevî âlemin mümessilidir. Onun için maneviyat, insanın manevî tarafı, maddiyatını daima yenecektir.

“Ve cumiaş şemsu vel kamer.” Güneş, ay’ın içine girecektir. Boğacaktır onu. Bu bir gün kıyametin geleceğine de delalettir.

Sesini çıkarmamış. Bir de dünya çıkarmamış sesini. Nihayet bunların münakaşası bitmiş. Dünya ya demişlerki; “ sen, hadi bu kırtıbir senin uşağın, dönüyor etrafında demişler, ay.

“ Vel kamera kaddernahu menazile hattâ âde kelurcûnil kadîm. Leş şemsu yenbegi leha en tud- rikel kamera   velleylu sabikun nehar.” Ayeti.  Uydurma değil bunlar.

“ Sen niye konuşmuyorsun demişler. Uşağın da dönüyor etrafında.” . “ Uşağım terbiyelidir demiş. Bana da sormayın, demiş. Ben küçücük bir şeyim. Ama siz, ben büyüğüm, ben efdalım, ben efdalım, diye birbirinizle kavga ediyorsunuz.”

Aziz cemaat; sükût, bir nevi “ düşünerek konuş “ diye, sükût edenin, “ biçimsiz konuşana “ ince bir ihtarıdır, değil mi? Gene dünya sükût etmiş.“ Efendim ben afdalım, ben büyüğüm, ben şuyum, ben buyum.” Dünya gene sükût ediyor. Toplanmışlar dünyanın etrafına.    “ Leş şemsu yenbegi leha en tudrikel kamera   velleylu sabikun nehar.”

Sıkıştırmışlar dünyayı. “Bizi mi patlatacaksın be, konuşsana, “ demiş. “ Yani işte, efdalsınız, efdalsınız, diyorsunuz, siz kendi kendinize. Peki konuşayım, demiş. Ne kadar vırıltı ederseniz edin. Bütün kâinatta milyonlarca, benden milyarlarca büyük olsa en afdalı benim içinizde.” demiş. “ Nasıl olur? “ demiş.

Kendisi için bütün kâinatı yaratan Allah’ın sevgilisi Mustafa’nın  cesedi benim üzerimde.“ demiş.   Bütün Peygamberlerin benim üzerimde demiş cesedi.

Bunun üzerine hepsi şaşırmışlar, bütün kâinat Kepler sistemine göre başlamışlar dönmeğe, halâ dönüyoruz beyim işte. Bunu hisseden Mevlana da:

“ Zerraha dîdem dahan-ı   şan cümle bâz,”         “ Geldi guyem hışyem bayed etraz.”

“ Öyle zerreler görüyorum ki, cehennemî süratle dönüyorlar.” demiş, şaşırmış .                

Çi tedbir ey müslümânân ki men hudrâ ne midân

Ne tersâ ne Yahûdem ne kebrem ne Müslümânem

Ne şarkiyyem ne garbiyyem ne berriyyem ne bahriyyem

Ne ez kânı tabiiyyem ne ez eflâkâ gerdânem

Ne ez hâkem ne ez âbem ne ez ferşem ne ez arşem

Ne ez badem ne ez âteş

Ne ervâhem ne essâdem ne lâhûtem ne tûbâyem

Ne ez günem ne ez kânem lâ mekânem mekân bâşed

Ki men ez canı cânânem.

başlamış fırıl fırıl sema’ya…

 

Ayeti; “ Yüsebbihu lehu mâ fis semavatı vel ard. Ve hüvel aziz ül hakîm.” Bütün kâinat, Allah’ı tesbih ediyor. Merkezde Allah. Aha arz, arz, arz. Ayda, adam arama. Bilmem falan yıldızda adam var diye astronot, gitti işte seyredip gidiyorlar. arama.

En son Rus astronotu, ondan evvel çıkmış göğe de “ ben Allah’ı bulamadım “ demiş. İkinci çıkan, Life mecmuasında var, ikinci çıkan, ayı ve dünyayı, karanlık içinde tabii. Dünyanın döndüğünü boşlukta görmüş herif, ve yanındakine, radyo bunu tespit etti. İçinde o füzenin içinde; ” be kospodin demiş, gicueri,Allah var, demiş yahu.”   Koskoca dünyanın boşlukta döndüğünü görmüş herif. Aklı yerinden oynamış.

Bunlar boş lakırdılar değil aziz cemaat. Boş lakırdılar değil.

   Onun için insan beden ise, yalnız bu etten ibaretse ruh nedir o halde? Ruh ise, beden nedir? Cevap verin. Bu iş ne senin işin, ne benim işim. Her ikisi de birbirini gizliyor bunların. Bazı da şimdi bazı soytarılar çıktı. “ Efendim oturalım da işte ruh çağırıyoruz.” Yok efendim yok. ben ruhiyat tahsil ettim, onun hocasıyım, mütehassısıyım. Öyle saçma şey,

Er ruhu fiyha bi izni rabbihim min külli emr.“ = “ Allah’ın emri olmadan hiç bir ruh, içeri inmez.” “ Yok, Mevlâna içime geldi, yok Hasan bey içime…” Yok böyle şeyler, bunlar hepsi saçma şeyler. Saçmalığını organize etmiş, hakikat halinde kendi kendine aldanan ve hakiki samimi aldanan bunlar zavallılardır. Gelsin de benim önümde çağırsın bakayım. Gelsin çağırsın.

Beden, aziz cemaat, gönlün gölgesinin, gölgesinin, gölgesinin, gölgesinin, gölgesidir.

Aha bu. Mahsülün adı dâne. Diğeri saman çöpü. Allah’ın hikmeti bu. Zıddiyetleri birbiriyle karıştırıyor. Ruh; bedensiz bir iş görmez, kalıbın da ruhsuz soğur oğlum. Ona leş derler. Kalıbın meydandadır, canın da gizli. Bir  avuç toprağı al, ondan yaratıldık değil mi? Toprağı bir insanın başına atsak, başı yarmaz toprak.

Çünkü kendinden yaratıldı, toprak insanın anasıdır. Ana evladına fenalık yapar mı? Suyu döksen, gene su karışmıştır çamurumuza. “ Ve cealna minel mai külle şey’in hayy.” Suyu döksen, kafayı yarmaz. Şelaleyle dök, tonlarla dök. Kafayı yarmaz. Çünkü nankör değildirler, onlardan yaratıldık. Şimdi toprak ile suyu karıştır, kerpiç yap, bir kafaya vur, paramparça eder kafayı. Aha insan kendini unutmuş, bunu böyle yapıp kendi kafamıza vuruyoruz. Farkında değiliz. Başını yardın mı bir adamın kerpiçle. Kerpiç de suyun aslına döner, döner gider. Ahiret gününde de toprak aslına döner haaaa.

Allah’ın, su ile toprağı birleştirmesinin hikmeti işte, başka birleşmeler de vardır ha, vücutta. Onları ne kulak duymuştur aziz cemaat, ne göz görmüştür. Duysaydı kulak olarak kalırdı. Başka sözleri duymazdı. Kar ve buz, güneşi görseydi buzluktan ümidini keserdi. Ten gözü, insan şeklini görür, can gözü “ hasafal basar “ sırrını görür.

Araya işte kerpiç hikayesi Şeytan girdi. Şeytan olmasaydı, sizin gibi nurlu Müslümanlar, oruç tutanlar, namaz kılanlar, sabırlılar, doğru ve yoksulları doyuranlar nasıl belli olurdu?  Onun için orucun hakiki ufkunda hakiki Müslüman’ın, erenlerin diyarı gizlidir. Oruç, hazret- i insana mahsustur. Oruç; zahiri bir amel değildir, bir sırr-ı batındır. Sana senden yakîn olan Cenab- ı Allah’ın, Hayy esması ile, Er Rezzak’ı bir yere bırakıp senli benli konuşmasıdır. Bir oruçlu insan her babayiğidin kârı değildir ağam.

Oruçta hiç bir türlü riya yoktur. Namazda bile insanın kafası bir tarafa dalar, şunda dalar. Oruçta yoktur. “ Ya rabbi, senin rızan için..” Ne demek bu? “ Ya Rabbi, senin kapını çaldım, seninle görüşeceğim .Yakın, burun buruna gelmek istiyorum.” demektir. Onun için Cenab- ı Allah; ne yemiştir, ne doğurmuştur, ne uyur, ne bilmem ne eder. O’nunla konuşmak için, böyle uykusuz olacaksın.

Bazıları böööyle, “ efendim ben ulemayım.” Bir kibir içindedir. Kibir, deriden husule gelir, deri, deri. İnsanın derisinden. İç’ten haberi olmamaktan gelir. “ Dağları ben yarattım.” Ne biliyorsun oğlum? Kırk yaşında isen, yirmi sene sonra yoksun. Aha bu aziz cemaat, bütün Ankara’da bugün bir milyon nüfus var sa, yüz sene sonra hiç birimiz yoğuz.

  Beden zayıflar, ruh diridir ağam. Gemi zayıflar, Nuh zayıflamaz. Rızık taksim eden O . Şikayet küfürdür.   Kanaat’ten de dünyada kimse ölmemiştir, göster bana. Ot, arpa yiyen kurban olur bilirsiniz. Allah nuru ile gıdalanan Müslüman da, Kur’an’dan bir ayet olur oğlum.

    Gökten yağmur yağar, yağmur suyu her yeri yeşil yapar, renklerle boyar. Değil mi? Oluk suyu komşuları birbirine sokar. “ Sana gelecekti oluktan, bana ..” Kavga eder ortaya çıkarırlar. İyi yerden alıp söz söyleyen, yağmur suyu gibidir. Lâkırdılar, Hadis’le Kur’an’dan, gökten gelir oğlum.  Diğerleri insanları birbirlerine katan lakırdılar onlar oluk gibidir işte onlar.  Âlemde o kadar gizli merdivenler vardır ki, basamak basamak,ta göğe kadar çıkar oğlum.Bu basamakların üstünde bütün kâinattaki Resuller oturur.

M.DERMAN(k.s)

Eskişehir vaaz.

One thought on “Ve cumiaş şemsu vel kamer…

Bir Cevap Yazın