Aziz cemaat; Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz’in güzel Hadisleri’nden bir Hadisle başlayacağım söze. “ El edebi hayrun minezzehebi.” = “ Edep altından ve her şeyden hayırlıdır.” ( H.Ş.) buyuruyor Cenab-ı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem.   Fahr- i Alem.   Allah’ın Resul’ü.   Kainat bütün O’nun için yaratıldı. Allah Şefaatı’na nail eyleye. Edep, burada “ El edebi hayrun minezzehebi.” kelimesi önünü iliklemek, yahut   efendim böyle dalkavukluk etmek,   “ beyefendi hazretleri nasılsın?   Yahut   hoca efendi hazretleri nasılsın? Bilmem efendim paşam nasılsın?” Değil. Bu edep değil.

İslam’da böyle edep yoktur. Edebin dışına çıktığı zaman insan Şeytanla arkadaş olur. Çok iyi dinliyin bunu. Size Şeytanı çok anlatmıştırlar, sanki sokakta gezen bir herifmiş gibi şeytan.   Dışarıda yağmur yağarsa evden çık, dışarı çıktığınız zaman ıslanırsın, şemsiyen olmazsa. Şeytan İslamî edebe dışına çıktığınız zaman yağmur gibi sizi ıslatmağa başlar.

O halde Şeytan, Allah’tan uzak kalmışların sırrıdır Şeytan. Kim ki Cenab- ı Allah’tan uzağa gidiyor, Şeytanla  arkadaştır. Allah’tan uzak kalmışlarındır sırrı Şeytan denilen mahluk. Allah ile olana Şeytan değil, hiç bir şey yanaşamaz.   Siz   Allah için camiye girdiğiniz zaman kapıda Şeytanı bırakırsınız. Yağmur yağmaz buraya kiremitleri kuvvetli buranın.

Onun için İslam’da bir edep vardır. Bu edebi Cenab-ı Peygamber, “ El edebi hayrun minez zehebi.” Bu edebin içinde efendim büyüğe hürmet, küçüğe şefkat, efendim.  Yo yo yo yo, bunlar değil. Bunlar insanlığın şeyleridir. Kedi büyük abdestini yapar, eşeler, kapatır, koklanır. Bu, bunun yaradılışındaki edebidir. Sonradan öğrenme edep değildir. Köpeğe bir parça ekmek verirsiniz sizin kulunuz köleniz olur. Onun edebine girmişsinizdir siz. Edebine girdiğiniz için o sizin esiriniz olur. Her şeyin kendine göre bir edebi vardır.

   Şurada bir kap su. Suyu ısıtın. Su, sıcaklık edebine girdiği zaman buhar olmağa başlar. Buhar gider havaya soğukluğa girdiği zaman soğukluk edebine, oranın Allah’ın takdir ettiği hududa girdi mi yağmur olur düşer. Sen de köpeğin edep hududuna girip, onu okşar onu sever, ekmek  verirsen köpek senin bütün hayatınca esirin kölen olur.

Onun için canlı cansız bütün her şeyin edebini bilen Veliyyullah olur. Veliyyullah demek, her şeyin edebini bilen insan demektir. Çiçeği koparmaz, yerin ..Ötekini berikini dürtüklemez. Yerinde şey olur. Ama bu edebe girmek için başka türlü edepler lazımdır.   Nasıl ki Huzur-ı İlahi’ye çıkmak için ilk defa temiz  olmalısınız. Temizlik. Cünüb olmayacaksınız. Üstünde leke meke pislik olmayacak. Şey edeceğim. Ondan sonra abdest alacaksın.   Abdest aldıktan sonra artık pis lakırdı yok. Şakadan bile bir şey yok.   Niyet ettin gidiyorsun. Yolda, “ efendim işte o hayvana söyle de ..” Gitti. Abdest gitti. “ Ama be- nim gitmedi. Öyle de olur. Öylede olur. Bektaşi çıkıyormuş camiden de müftüye sormuş. “Müftü efendi abdestsiz namaz olur mu? ” demiş.   “ Nasıl olur efendi hazretleri? ” demiş.  “ Ben kıldım oldu.” demiş. Öyle de olur.

“ Ama   ben, hayvan dedim birine de, abdestim bozulmadı.” Bozulmaz, öyle de olur. Ama bir de mertebe vardır ki gözünü kıpırtsan namaz abdestin bozulur. Bizim kıldığımız namaz yat, kalk, taklidî iman bunlar. İman-ı taklidi’deyiz   biz.

Onun için abdestini aldıktan sonra bir ağız edebi vardır. Camiye gelinceye kadar, yahut evinde seccadeye geçinceye kadar Resulullah’a Salâvat- ı Şerife getir. “ Lâ ilahe illa ente subhaneke inni küntü minez zalimin.” de. “ Hasbünallahu ve ni’men vekîl, ni’mel mevla ve ni’men nasir.” de. “Lâ havle vela kuvvete illa billahil aliyyil…”   de. O, ağzın edebidir.

Gözün edebi var. Bilmem caminin kapısına   geldi mi, önün ilikleniyor. Kafayı yerde “ Bismillahirrahmanirrahîm.”, içeri. Öyle etrafa bakmak, bilmem ne etmek, donunu pantolonu burada giymek, kravatını burada bağlamak, bunlar İslamî edep dışında hareketlerdir.

Onun için aziz cemaat; dünya zaten bütün edebini kaybetti. Bu edepler birleşerek.  “ Siz “ değil, edepsiz değil.   Edep verilir insana. Verilir Allah tarafından. Alındı mı, onda edep yoktur denir. Edepsiz denmez. Edepsiz, edebinden bir parça var da kuyruk taktı demektir o. Yoktur.

Edebe “ siz “ ilave edilmez, İslam Edebi’nde.   Hani edep, edepsiz, akıllı, akılsız, haydut, bilmem efendim sulu, susuz, böyle değil bu edep. İslam’daki edebin sonuna “ sız “ konulmaz. Edep bir tac’dır, verilir Allah tarafından gene alınır. Edep bu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem Efendimiz’in;   “ El edebi hayrun minezzehebi.” dediği edep aha bu.

Bu o kadar büyük edeb, o kadar büyük edeb’tir ki, edebin büyüğü küçüğü, kilosu, bir gramı, yüz ramı, milyon tonu yoktur, edep bir türlüdür.

Onun için aziz cemaat, üç, dört gün evvel, sözümü onunla bitireceğim. Malatya’dan bir adamcağız   geldi. Hastanedeyim.   Üç, dört gün. Dur bakayım, Çarşamba günü. Kapıcı geldi, dedi ki, “ efendim bir bey sizi arıyor.”   Gelsin, dedim. Gittim, ben içeride ameliyatha­nenin önünde oturuyorum. Çıktım ameliyathaneden, saat böyle 12 yi çeyrek geçiyor. “ Gelsin bakalım.” Baktım 40, 45 yaşlarında,   temiz giyinmiş, kıravatlı, elinde bir tane şöyle bir kutu. Açtık sonra kutuyu kutuyu, o Malatya’nın hani şeyleri, kaysıları var ya içine de badem   koyuyorlar Ondan verdi, ben de hastalara verdim. Kabul etmem, adetim değil. Yemediğim için. Hastalara, bir tane de biz yedik. Dedi; bey efendi, dedi ben dedi, Malatyadan geliyorum. Ne, hasta mısın? Yok dedi, sual sormak için geliyorum. Aha bu. Zahmet ettiniz efendim bir rnektup yazardınız biz ……………………     Yok dedi, hem de sizi göreceğim elinizi öpeceğim. Ellerim kirlidir, kirli. Mahsus diyorum. Kirlidir, yıkayayım.   Yo, yo, yo… Ne ise tuttu elimi öptü. Otur oğlum dedim, ne istiyorsun? dedim. Efendim dedi ben 15 senedir uğraşıyorum , dedi.   E, ne uğraşıyorsun? “ Kadir Gece’sinin bulacağım.” dedi. E, iyi dedik   Kadir Gece’sini bulacak. Ne yapacaksın bulup da. Ben dedi, bir edebsizlik yapmıştım, vakti birinde.   Namaz kılarım,   oruç tutarım, şunu yaparım, bunu yaparım,  o Kadir Gecesini bulursam dedi, orada her şey afvedilirmiş. E iyi dedim. Ne veriyorsun dedim, pazarlığa girelim. Ne isterseniz, dedi. Bir şey   istemiyorum, dedim.

Kadir Gece’sini dedim bulsan ne yapacaksın be oğlum dedim. Ben bilirim, dedi.  Kadir Gece’si seni bulursa ne olur, dedim oğlum. Sen bulma Kadir Gece’sini. Ben Kadir Gece’sini söyleyeceğim dedim. Rica   edeceğim seni bulacak dedim. Nasıl   olur?   Ben ahbabım   onunla dedim   yahu. Ahbabım, biraz da alaya aldık işi. Ben konuşuyorum, o geldiği zaman sabahlara kadar oturur konuşuruz, yemek pi­şiririm ona dedim, kahve ısmarlarım Kadir Gece’si, ya dedim. Herif aptal aptal, başladı.“ Sahi mi?” dedi. Sen nene gerek oğlum, benim dediklerimi yap, Kadir Gecesi seni bulur. Sen Kadir   Gece’sini bulacağına, Kadir Gece’si seni bulur. Anlaştık mı dedim, kabul   ediyor musun? Ediyorum   efendim dedi, aman dedi elini ayağını öpeyim. Yok, yok, elimi ayağımı öpmeğe hiç lüzum yok.

 Şimdi ağam, dedim. Kadir Gecesi Ramazan’da bir gecedir. 27. gece, 26. gece..Sen aldırma. Efendim Cenab-ı   Peygamber demiş. Efendim biliyorum. Niye haber vermemiş? Yağma mı var burada her gece, her gece ( her şeyi o gece ) Allah afvetsin seni. Ramazan, dikkat buyurursanız, bu sene şubatta, yarın sene başka aya başka aya gider. Bütüüüün   365 günde her ayın, her   gününe, her   aya gelebilir   Kadir Gecesi. Allah’ın Adül esması mucibince. Mesela bu sene Şubat’ta tuttuk değil mi? Bu sene nerede tutacağız? Ocakta. Öbür sene, gittikçe geliyor bu tarafa her ay değişiyor. Şu Kadir Gecesi ağam dedim, 365 günün içinde bir gece mi? Dedim. Evet, dedi, bir gece. Şimdi yemin et bakayım dedim.   Abdestin var mı? Dedim. Yoo, dedi.   Geç karşıda musluklar var, abdest al. Gitti herif abdest aldı geldi. Şimdi dedim, bu geceden itibaren, bugün kaçı ayın dedim. Ayın 6’ sı. 6 Haziran 1966 tamam mı, haydi. Ver şuradan kızım bir reçete dedim, hemşireye.

İsmin nedir?   Rahmi Uymaz.   6 – 6 – 1966.   Bu geceden itibaren abdestli gezeceksin, biiiiir.   Gece, gündüz. Gece kalktın helaya, yatarken abdest alacaksın.“ Efendim sular ke-sildi.”Duvara vurur alırsın. Yattın kalktın abdestsiz hiçbir yere gitmeyeceksin, tamam mı? Kabul mü? Kabul efendim, dedi. Biiiir, gece gündüz abdestli gezecek.                        İkiiii. Her ayın 3 günü, ister birinci günü, ister ikinci günü, ister peş peşe, ister birini ortada üç gün oruç tutacaksın. Allah diyor ki; bir fenalık yaparsan ben onu tartarım diyor. Uç kilo ise, üç kilo tokmak yersin. Üç kilo iyilik yaparsan ben sıfır korum önüne diyor.Yaptığın iyiliğin 10 mislini veririm. Sen 3 gün oruç tuttun mu,Allah önüne bir sıfır koydu mu 30 günlük oruç tutmuş olursun. Allah söylüyor bunu. Ben söylediğim yok, hesabı yapan O.   Tamam mı?  Üç. Ağam dedim, bu akşamdan itibaren ertesi sene bu güne gelinceye kadar sabah nama­zını kaçırmayacaksın. Öyle ortalık azıcık ağardı mı, yok. Adamakıllı. Allahu Ekber, Allahu Ekber,   dedi mi, evinde misin, b i t t i.   Sabah namazının sünneti, peşine,.. ondan sonra dua. Ondan sonra da Kur’an oku. İster çık. Ne yaparsan yap. Sabah namazını kaçırmayacaksın. 365 gün. Bir daha bu güne gelinceye kadar. Tamam mı? dedim. Durdu, durdu, “ tamam “ dedi.                                                                Yine bu geceden itibaren başlayacaksın, saat 1’ i çeyrek geçe, gece namazına kal- kacaksın, teheccüd namazına Anladın mı? “ Anladım “ dedi.

Şu 365 günün içinde mi, dedim şu Kadir Gecesi?   Sen gece namazına kalktıktan sonra Kadir Gecesi seni uyanıkken yakalayacak. Hah, yakalayacak, sen bir dahaki sene ben sağsam geleceksin, “ efendim ben bunları hakkıyla yaptım.” Ben senin cebine soka-cağım elimi, Kadir’in anahtarını vereceğim eline. Hadi oğlum git. Kadir’i ne arıyor­sun, Kadir seni bulsun. Ama öküz gibi yatarsan, ne Kadir bulur seni, ne madir oğlum.

Allah cümlemizi ıslah eyleye. Amin.

M.Derman(k.s)

ses kayıtlarından alıntı.

 

Bir Cevap Yazın