K a b i r Azabı…

Vaazımda  hazırlanmıştım,  bir  çok  şeyler  anlatacaktım. Fakat  bir  arkadaşımız bana çok  mühim  bir  mevzu  söyledi. Onu  anlatacağım.  K a b i r    a z a b ı    nedir ?   Hep  işitiyoruz,  biliyorsunuz.  Kabir  azabının  esasını  öğreneceğiz.  Ama  korkmayın.  Secdeye  başını  koyanlar  için kabir  azabından  korkmaya………………………………………………………( baksana sesim geliyor mu oralara? )      Resulullah  Sallallahu  Aleyhi  ve  Sellem  Efendimiz’in;  ” İnsan   mü’min  doğar, mü’min  ölür.” Hadisi  vardır. Bu Hadis………………kuvvetli  hadislerdendir. Mevsuf  şu, bu  değildir. İmam- ı  Hambel’in Mesned  ismindeki  kitabında  vardır. ” İnsan  mü’min  doğar, mü’min  ölür. “

Ana   rahminden  dünyaya kadem  bastığı  zaman  ayak bastığı zaman,  mü’mindir o   Mü’min demek, “Gayb’a inanmış ” demektir. Ölürken  de  yine  Gayb’a  inanır. Ne  demek  bu?  O  halde  herkes  kurtuldu. Bu, şu  demektir.  İnsanlar  Allah’a  ve  Resullere  indirilen  kitaplara  inanmak  kabiliyetiyle  doğmuştur. Bu, insanda  vardır, yapabilir. Her insan resim yapamaz, her insan marangozluk yapamaz. Gidersin  marangoza ………………………………………………………………………………………………………….. …………. ………………………………………….. Onun  için  insanlarda  Cenab- ı  Allah   bu  mekanizmayı, bu  aleti  yaratmıştır.    Mü’min olabilir, vaciptir  demektir. Vacip  demek, “mümkündür ” demektir.

Bir  insan  için  şu  vaciptir dedi  mi, vacip  kelimesi, Arapça’da, işte  namazın  vacipleri,  o   vacip değildir.  Vacip;  ” mümkündür ”  demektir.     Şimdi, ” İnsan  mü’min  doğar, mü’min  ölür.” Peki, ölürken  nasıl mü’min  ölür? Herif küfr içindedir, dinsizdir. ” Ben, din  bilmem, Peygamber  bilmem,  Allah  bilmem.”der… “Kella  iza  belagat it  terakiye.  Ve  kıyle men  râk .”  Hulkum, terkova  kemiğine  can  geldiği  zaman; ” Kella  iza  belagat  itterakiye.  Ve  kıyle  men  rak, ”   ” doktor  ararlar ”  Ayet-i  Kerime  bu,  Kıyamet  suresinde.

Kıyamet Suresinde. ” Kella  iza  belagatitterakiye.  Ve  kıyle  men  rak.  Ve  zanne  ennehul  fırak.”   ” Hasta  artık hırlayacağını  anlar.”  Ya  ölecek, ya  nalları  dikleyecek, anlar  onu.                    ” Ve  teffetis-saku  bissak “..” Ayakları  birbirine  dolaşmaya  başlar.”  tepinir yani, çifte atar. ” Vetteffetis – saku  bis – sak.   İla  Rabbike   yevmeizin- il  mesak.”. .” Artık, Allah’a  gider.”  Gözleri açılır.  Ölen  adamın  gözlerinden  belli  olur.  Adeseleri  genişler.  O   zaman  öteki  tarafı görür.   “Haaaaaa  demek ki  böyle  imiş.” O , haaaaaa   var  ya  işte,  aha  mü’min  ölür.  

Demek ki;  mü’min  doğuyor,  mü’min  ölüyor.”  ” Yaaaa,  demek  böyle  imiş ”  dedi mi, ” nasıl  inanamadım,  nasıl  içimdekini  harekete  getirip  de  bunu  yapamadım? ”  demektir.  İnsanda  telsiz de  var oğluuum,  televizyon  da  vaaaar. Vallaha  de  vaaar, Billaha  da vaaar,   Resulullah Sallallahu Aleyhi  ve  Sellem,  Şefaat’inden  mahrum  etsin  ki  insanda  telsiz  de  var,  radyo  da.    Buradan, Mekke’yi  de,  Amerika’yı  da, her  yeri  görürsün. Nasıl  görürsün?  İşte  mü’min  doğuyorsun  oğlum, ara bul onu.  Şunu, bunu  yapıyor  herif.  Bunlar  hep  yazılıyor.  Vaaar, Vallahi  de  var, Billahi  de  var. Şimdiiii, insan  mü’min  doğar  diyorsunuz  değil  mi?  İnsan, insan  kelimesi  Arapça  bir kelimedir. 

Mesela;  insan, hayvan, nebat  deriz  değil  mi?  Nebat  dedi   mi  bütün  bitkiler,  çiçek  dedi  mi  bütün  çiçekler,  hayvan  dedi  mi, bütün  hayvanlar  akla  gelir  değil  mi?   İnsan  dediğimiz  zaman  da  şu şekildeki  insan, insanlar hep  birbirlerine  eşittir. Gözü  vardır, kulağı  vardır, dizi  vardır, ayağı vardır, nihayet  iki  metredir. Üç  metre, dört  metre  olmaz.  Muayyen  bir  raddeye  kadar.             Bu  kelimeler; yani  insan, hayvan, nebat, çok  dikkat  buyurun  bu kelimelere.  Sözlerime dikkat. Bir  mafsalı  karıştırdın  mı  hiç  anlayamazsın, karma  karışık  olur. Zaten  ben de  güç  anlatıyorum  bunu. Bu  kelimeler,  Allah’ın  yarattıklarının  cinsleridir. 

Yafa  portakalı, Rize  portakalı, Rize  çayı, bilmem efendim, Dörtyol  portakalı  dediğimiz  gibi.  Van  kedisi,  Ankara  keçisi  dediğimiz  gibi,  insan  kelimesi;  bu  kelime; insan,  hayvan, nebat  cinslerin  isimleridir.  Â d e m   kelimesi  ise,  Adem  var  ya, Adem  var, adam,  Âdem  kelimesi  ise; Adem’in  ruh hamulesinin  ismidir.  Anlaşıldı  mı ? Çok  dikkat  buyurun.   Buradan  gireceğiz  azaba.  İnsan, hayvan, nebat.   Âdem, bu  ceset  değil,  insan  ruhunun  hamulesi.   ” Er- ruhu  min  emri  Rabbi .”    Resulullah’a  inen  Ayet- i  Kerime .  ” Sana, “‘ ruh  ne-dir? “‘  sorarlarsa, Ya  Habib’im,  kul = söyle onlara   Er  ruhu  min  emri  Rabbi.”  = ”  Allah’ın emrindendir.”     Emir.

Su  getir, karşıya  git, o  emir  değil.    Allah, ” ol,  kûn ”  dediği  zaman  ilk  olan  nüve . O  emir.   Allah’ın, ” kûn” ………………………………………………….O’nun  emrindendir. İşte  Âdem  kelimesi  ise,  Adem’in  ruhî  hamulesinin ismidir.  Ruhunu  taşıyor. Nerede  ruhumuz ? Onun  ismi.  İnsan, cesedin  ismi.  Aslan, kaplan  olduğu  gibi.    Bu  ne  postu?  Aslan  postu. Bu ne? Yahu, bu  insan  kulağı  be.  Âdem  kulağı  demezsin.  Anlaşıldı  mı?  Bunu  çok  iyi  anlayın         ” Ben  insanı  topraktan halk  ettim.” diyor.  Ben,  Âdem’i  demiyor.   ” Ikra  bi- ismi  rabbikellezi halak.  Halakal  insane  min  alak .” ” Seni  yaratan  Allah’ının  ismiyle  oku  ya Habib’im.  O ,insanı  da bir  pıhtıdan  yarattı.”  

Âdem’i demiyor,  dikkat  edin.     “Sonra  ona  ruh  nefh  ettim.” diyor.   “Âdem’e meleklerin  secde  etmesini  emrettim . Bu, benim  nefh  ettiğim,  huuh  dediğim  ruha’dır  secde etmesi Senin  cesedine  değil.  O  zaman  ne  olur ?  Allah’tan  başkasına   yönelmek  olur.  ……………………….. Cenaze  namazında;  cenazeyi  önümüze  alırız.  Allahu  Ekber  deriz.  Secdesi  yoktur onun, rüku’u  yoktur. Ne  demek o?  Yalnız  o cenaze  namazı,  Cenab-ı Allah’ın, İslamlara, Resulullah’a tabi  olan  ümmete  bir  büyük  hediyesidir. Bu  şudur. “Bu  mevta, ceset  hayatta  iken  yani benden  bir parça  olan  ruh,  bunun  cesedinde  iken, daima  beni  andı, beni  şey  etti, şimdi  bana  intikal  etti. 

Bütün  kudretimle  onun  kalbinde  tecelli  edeceğim, Bana  kıyam  edin,”  demektir,  Cenab- ı Allah . Onun  için  imam  sorar.  ” Bunu  tanıyor  musunuz?  Nasıl tanırsınız ? ” Hepsi  bir  ağızdan; ” iyi tanıyoruz “.  Tanımıyorsan  hiç  söyleme lakırdııı.  Orada  düğümü  bağlarsın. Cenaze  namazında yalan söylenir mi?…                   Herifin  birisinin karısı  ölmüş de, nasıl tanırsınız?  Herkes ” iyi tanırız.” Kocası  da arkada. Eyyy  içinden  demiş, imam  efendi  sen  onu, karıyı  bir  benden  sorsan.” demiş.  Onun  için,  şeyin  karşısında  tanımıyorsanız, ” Allah  mağfiretini  eksik  etmesin  ötede.”  ” İyi  tanıyoruz,  oooo.”   Kahveye  gidecek  çünkü.  ” Cemaate  gelmedi,”  diye  kimse  söylemesin, demesin. 

Onun  için  herkes  bunun  vebaline  katlanmasın  diye  cenaze   namazı  farz- ı kifayedir.   Üç  kişi  kılar,  yüz  bin  kişi kurtulur  ondan. Âdem,  cennetten  atıldığı  zaman   Âdem,   İnsan  atılmadı,  Âdem  atıldı.   ” Ya Rabbi, ben  nefsime  zulmettim.” dedi.  Çok  dikkat  buyurun.  ”  Zulmettim,” dedi.  Bu işi,  Allah’ın  bir  lem’a ‘sı olan  ruhuna,  yani  Allah’a  isnad  etmedi. ” bana  Sen  yaptın  bunu,” demedi  ve  afvedildi.  Burası çok ince  bir  noktadır  ağam. ” Ya  Rabbi  beni  Cennetten, Sen  Şeytanı  gönderdin, kandırdın, attırdın,” dedi  mi, ruhuna,   r u h   min  emr- i  Rabbi.  Allah’tandır  o……………….. ……….. ………. ……………… Onun   için  ahiret  alemi, ruh  alemidir, ceset  alemi  değildir  aslanım.  Aha  bu  cesedin  âlemi değildir.  Yani  insan  âlemi  değildir,  Âdem  âlemidir.    Şeytan  ruha  musallat  olamaz,  çünkü   Allah’a isyandır.   Şeytan  da  Allah’ın  meleğidir.   

Allah’a  nasıl  isyan  edebilir,  nefs’e  musallat  olur  Şeytan, nefs’e. ” Hoca  efendi  nefs  ne? ”  Acele  etme  yahu, daha  ruhu  öğrenemedik.  Nefs’e  musallat  olur. Şeytan, ruha  musallat  olamaz,  Allah’a  isyan  olur  çünkü. Nefs’e  musallat  olur. Nefs cesede bağlıdır oğlum,  cesede.  Bunları  ayırmak  için de akıl lazım.  Demin  hoca  efendi, mihrab  duasında  “Lâ  yükellifullaha  nefsen  illa  vus’aha ”  “Allah, insanın  nefsinin,  ruhunun  değil  dikkat  ederseniz. ” La  yükellifullaha  = teklif  etmez, yükletmez, hamallık yap-tır-maz.”  İllâ  nefsen  vus’aha = bir  insanın  nefsinin  kaldırabileceği, yani  aklıyla  nefsi  birleşti ya onların  gücünü  kesecek  yük  vermez   insana.”  diyor.  Ruha değil. 

Akıl ,  insana  o  halde doğru – yanlış  terazisi, hayır – şer  ölçüsü  olarak  verilmiştir. Bu ateştir, soktu  mu  elini  yakar.  Haaa  yakıyor der.  Elim  sıcaklandı,  soğuğa  çık  haa  der.  Bu, akılla.                  Ruhun  yeri  olan  ceset,  çok  dikkat  buyurun,  topraktan  halk  oldu.    İnsan  cesedine  de ruh  girdi  mi;  topraktan  halk oldu  ceset, bunun  içine  ruh  girdi  mi,  yani  Yed -i  İlahi  girdi mi,  O’nun  gir-mesiyle, ruhun  hürmetine  o  cesede  Â d e m  ismi  verilir.  İyi  anlayın oğlum.  Aha  bunu  iyi  anlarsan  kabir  azabından  da  kurtulursun. Çünkü  direksiyon  kendi  elinde.  Ha böyle  kıvırdı mı, hani bisikletle çok  hızlı  gidenler  vardır,  şöyle  pırrrt  geçiverir,  ötekisi  çarpar.

 ” El insane sırrî , ene sırra .” Hadis-i  Kutsî. ” Ben insanın sırrıyım.  diyor, Cenab- ı Allah. Yani hünerimdir.  Ben  de  onun  sırrı’yım.”  Beni  bu  cesetle  bilemez.  Fakat  ruhları  bilir,  insanın  ruhu  bilir.    İşte  bunu  sezen,  bilebilen,  bilinemeyen, anlaşılamayan  gayb’a  inanana  mü’min  denir.    Şimdi anladınız  mı  mü’mini?  Mü’min  doğmak, böyle  inanma  kabiliyetiyle  doğmak  demektir.   Bu  inanma; ruhî, aklî  mekanizması  insanın  yaradılışında  vardır, demektir. Yani  inanabilir  ve  bunu  harekete ge-tirebilir  demektir.  Resulullah  Sallalahu  Aleyhi  ve  Sellem   Efendimiz   buyuruyor ki;       ” Reeyte Rabbi ”  ” Reeyte  Rabbi ” = ” Rabbi’mi  gördüm.”  “Fi  Leyletil   Mirac ”  = ” Mirac gecesinde.”  

“Haya  suretis  şab-ı  emr.”  =  ” Rabbimi,  Cenab-ı Hakk’ı , genç  bir  insan  şeklinde  gördüm. ”  diyor. Haşa  sümme  haşa. ” Lâ   yükellifullahe  nefsen  illa  vus’aha.”  İnsan  kendi  kabiliyeti derecesinde  Resulullah’a  o  kadar  yanaşır.  Ruh, insan  cesedine  giriyor,  biliyorsunuz.    Kendinde  tecelli eden  Cenab- ı  Allah’ın  ” Kul  min  emri  Rabbi.”   ruhun,  bütün   Resulullah’ ta  bütüüüün  kendindeki  Cenab- ı  Allah’ın   verdiği ruhu  gördüm,  demektir, insan  şeklinde,  cesette.    Rabbı’mın  bize  verdiği ruhumu  gördüm,  demektir.   Abdül  Aziz- i Debbağ , ” El  İbriz ” ismindeki  kitabında ….  Esmalar  toplandığı  zaman insan  şeklinde  tecelli  eder.

Görme  esması, İşitme esması, Hayy esması, Kudret  esması, Latîf  esması, hepsine  ” toplan ”  dedi mi,  bir araya  geldi mi,  baktın ki  insan şekli  husule  gelmiştir.  Onun  için  bu  esmaların  hepsini  gördüm, insan  şeklinde  gördüm  demektir. Bu  Hadisler, herkesin  anlayacağı  Hadisler  değildir.  Geçer  …  önüne,………..  insan şeklinde  gördü  der.  Öteki  ulan  nasıl  olur?  der, birbirimize  gireriz.  Onun  için  herkesin  hududu  çizilmiştir.  Yorganına  göre  ayağını  uzat. Anlayabilirsen  anlarsın, anlayamazsan  sükut  edersin.  Zaten bunlar  olmasaydı  bu  kargaşalıkların  hiçbiri  olmazdı.  Onun için  Hz. Musa’ya  da Tur’dan, dağdan,” Ya Musa, bu cesetle beni göremezsin.” emri  çıkmıştır.

” Velemma   cae  Musa  li   miykatina   ve  kellemehu  rabbuhu.  Kale  rabbi erinî, unzur ileyk.  Kale  len  terani , velakininzur  ilel  cebeli  feinistekarra  mekanehu  fesevfe  terani. ” Vakit  geldiği  zaman Tur’a  çıkıyor, dağa  çıkıyor.  “Ya  Rabbi, ben Seni  görmek istiyorum,” diyor.  ” Len  terani = Beni  göremezsin.” diyor. ” Len  era ”  demiyor,  Ayet- i  Kerime.  Len era , deseydi,  Arapça’da ” Ben  görünmem.”  ” Len terani = Beni göremezsin. ” Yani  bu  cesetle. ” Madem ki  istedin, ”  diyor.  ” Velakin  unzur  ilel  cebeli  feinistekarra  mekanehu  fesevfe  terani. ”  cevap geldi  ” Bak karşıdaki  dağa  Ya  Musa.” ” Felemma tecella Rabbihi   lil cebeli  cealehu  dekken ve  harra Musa saika.” 

” Vaktaki  Cenab-ı  Allah, küçük  bir  nur’la  cebelde  tecelli etti, cebel  eriyiverdi. Erir  erimez  Musa küt diye  düştü  bayıldı. Kalktı, Ya  Rabbi  ben  hata  ettim, Sen  beni  afvet ,” dedi. Onun  için  bu  cesetle göremezsin  oğlum. Elektriği  gözüne  tuttu mu, kamaşıverir gözün. Yolda  giderken  tavşana  bir  ışık  tuttun  mu, tavşan  kaçtığı  yerde  durur. Tavşan  korktuğu  için  kaçmaz oğlum. Çok  dikkat  et  lakırdıya. Korktuğu  için  kaçmaz,  kaçtığı  için  korkar.  Lakırdı  çok  ince  ama, düşünürsen, haaaaaa  hoca  efendi  doğru  söyledi  dersin.   İlk  yaratılan  ruh,  Resulu  Ekrem’in  ruhu  olduğundan,  ” Ben,  Adem’den  evvelim.”   buyurmuş  Resullah.

Resulullah’ın  buyurması …………………………….”Ben , Adem’den evvel  halk  oldum, ruhum  halk  oldu.”  ( H.Ş.)  İnsan  temiz  doğar,  her  türlü  şaibe  ve  hatalardan  arınmış  doğar  insaaaaan.  Ana  babaların  işlediği  leke  almadan  doğar.   Suçu, günahı  yoktur, ruhunun  yoktur  demektir.  Dikkat  buyurun, ruhu’nun  yoktur  demektir.  Sen, o  ruhun  bulunduğu  cesede  haram  sokarsan; çok  ince  nokta,  inceleşti  nokta,  işte  inceleşti. Dikkat  edin.  Bu  hal, büluğa  kadar  devam  eder.  Ondan  sonra  bir  çok  bedenî  ve  ruhî  mükellefiyetlerin  sorumluluğu  altına  girer  çocuk.    Yalnız; ana  babaların  işlediği  maddî  ve manevî  suçlardan, cesedi zarar görür çocuğun, cesedi.

Bu  zararlar  nefsini  kuvvetlendirir, fenaya  doğru  gider.  Nasıl ki  yanlış bir ilaç aldın mı kaşınmağa başlıyorsun, kafanın  içi  niçin  kaşınmıyor?  Allerji  diyoruz  ona. Kaşınıp  durursun, uyuz,  anlaşıldı mı?  Cesede  aittir.     Bir  çok  sakat  çocuklar.    İyi  dinleyin  aziz  cemaat.  Bu lakırdıları  bir  yerde  bulamazsınız. Hele  Almanya’da  hiç  bulamazsınız.    Bunları Papa  hazretleri  bile  bilemez.   Sakat  çocuklar, bir çok huysuz  çocuklar,  birçok  alîl  çocuklar bilirsiniz.  Cesedi  bozulunca,  ruhun  tezahür  yeri  olduğundan, ruh  vazifelerinde  aksaklık  görülür. Birçok  ruhî  hastalıklar  sayar  dururuz. Gidin üniversitelere bakın. Bilmem  ne  hastalığı, bilmem  ne  hastalığı, hastalık  oğlu  hastalık.

Ruh, hasta  olmaz  oğlum.  Allah’ın  sözü  bu, benim  sözüm değil.  Allah’ın  sözü  karşısında  tepinmek  hiç  olmaz  oğlum. Ruhun  tezahür  yeri  olan  cesetteki  bozukluklar  ortaya  çıkmıştır, bunların  nefs  ile mücadelesinden  çıkan  bozuk  düşüncelere  verdiğimiz  isimdir  bu  hastalık. Ruh hastalıkları. Cesedin  şekli  her  insanda  aynıdır. Çalışmaları  aynıdır, fizyolojisi aynıdır, hastalıkları aynıdır;  bunları  inceleyen, çare  arayan  bilime  de  t ı p  ilmi  diyoruz,  biliyorsunuz. Onun için  ilm -i  ecsad,  ilm -i  ervah.  Ceset  ilmi, bir  de ruh  ilmi  var.  Vücut  ilmi, ruh ilmi  diye ilim, İslam’da  ikiye ayrılır.                “Tedavi  olunuz ” emr- i  İlahi’si  vardır, Kur’an- ı Kerim’de. Cesedi  koruyun, temiz  tutun.

Cesedi  mümin  halde  tutabilmek  için………………………………………………. için  de  hastalıkları  yaratmıştır, Cenab- ı  Allah.   Tedavi  olun.   Mikropları  halk  etmiştir, binlerce  çeşit  mikrop, hepsinin  vazifesi  ayrı ayrıdır.  Mikroskopta  bakarsın…………..mikrobu  ayrı, tüberküloz  mikrobu  ayrı,…………………..mikrobu ayrı, tetanoz  mikrobu  ayrı,  şu  ayrı, bu  ayrı, hepsi  ayrı .   ” El emraz-ı hedâyayı  min  Azze   Celle lil abid.. ” Bütün  illetler, hastalıklar,  Cenab- ı  Allah  tarafından  kullara  verilmiş  bir  hediyedir.” Ne demek?   Cesedi  mü’min ve  temiz  tutmak  için,  Allah’ın, insanlara  Rahmanî  bir  ihtarıdır.   Her  hastalık  bir  günahın,  suçun  temizlenmesi  için  gelir  oğlum.

Çok  dikkat  buyurun. Her  hastalık, bir  günahın, bir  suçun temizlenmesi için  gelir.  Bazı hastalıklarda  ceset  ” gazi ” olur,  ölmezse. …………………………………………………………………………………….. ……………………………………………………………………………….. ……………………………………………………………  söylüyor  dikkat  ederseniz  Cenab- ı  Sallallahu  Aleyhi  ve  Sellem  ”  Bir  saat  hudutta  nöbet  bekleyen  eri  Cehennem  ateşi  yakmayacaktır.” ( H.Ş.)     Ama  eli cebinde, kafası  başka  yerde  olan  nefer  için değil.  Alnı  secdeye  kapanan  neferi.  O nefer  ölmezse cesedi ” gazi” olur. O  andaki  bütün  ileri  geri  o  saatin  on  misli  mesafedeki  cem’i  günahları afvolur.  Günah  nedir?  O  başka hikaye.

Onların  da ,bütün…………………………hepimiz  birbirimize gireriz, hepimiz   Allahaısmarladık  der ,çeker  gideriz, kimimiz  pencereden, kimimiz  kapıyı kırarız, kimimiz  bayılır. Çok  karıştırmaya  gelmez. Ceset, İlahi bir  lem’a  olan ruhun  makarrı’dır,  onun  yeridir. Allah’ın  makarrı’dır, Allah’ın. ” Sana,  senden  yakınım  diyor, şah damarından  daha  yakınım.” diyor. Sakat  doğan  bir  çocuk ;  ananın, babanın  suçu   vardır  burada. Ya  ikisinin,  yahut; ya  ananın, ya  babanındır.     Baba’nındır,  tarlaya  ne  ekersen  onu  alırsın. Tarlanın  kabahati  yoktur. Anaya  baba  haram   taşımamıştıııır.  Ana, abdestsiz  süt  vermiştiiiiir. 

Bu  suçlara  karşı, Allah ; anaya babaya  bu  dertli  evlatları  için  bir  ızdırap  vermiştir.    Ana’nın  suçu  olursa,  çocuk  erkenden gider. Erkenden  gider.  Baba’ya  ait  ise  manevî ve  maddî  suçları  vardır. Her  ikisinin  ise, sakat  çocuğu dünyaya  gelir.  Cenab- ı  Allah,  yaptığı  o  suçlardan  dolayı, ahirette  tekrar  onlara  suç  ve  azap vermemek  için  dünyada  gösterir. Bütün  ömürleri  Cehennem  azabı  içinde  geçer.  Bu da dünyada  suçlarını  temizlemeleri  içindiiiiiiir.   Bu  ızdırap,  çocuğu  da  kurtarmak  için,  genç  yaşta  buluğdan  evvel  mü’min  olarak  tekrar  kendi  tarafına  çeker  Cenab- ı  Allah.  Bazıları da  ömür  boyu yatalak  kalırlar. Onun  hikmeti  çok  büyüktür.

Bu hikmeti, başımı  vursanız  söyleyemem.    Ancak  tavsiyede  bulunurum.  O  kadar  da  gelmeyin.  Ceset  topraktan  yaratılmıştır, tekrar  toprağa  dönecektir. Ruh, ölmez  oğlum.  Hah.            Ceset, Hayy  esmasının  tecelli  yeridir.  Hayy  işlemesi  için Hayyen ,canlılık  işlemesini   temin ettiğinden  Allah’ı  zikrediyor  demektir  ceset.   Temiz  geldiği  için, toprağa  temiz  gidecektir.  Ruh  ise toprak  değildir  oğlum. Baştan  anlattık ya. Ruh,  Allah’ın  bir  emridir,  o  kadar. Cesedi  korumak  için  de  bir  çok  emirler,  kaideler, sıhhi  kurallar  vardır İslam  dininde. Bu  usullere  riayet  edilirse  Hayy  esması bütün  kuvvetiyle  çalışır, ruh  tezahür  eder. 

Herkesin, ölümü  tadacağına  göre Hayy  esmasını  vücudun  taşıma kudreti  bitiyor, amortismanı  bitiyor demektir.  Ben  artık  burada  kalamayacağım,  gidiyorum . Toprak  bile  kendindeki  besleyici  maddeleri kaybetti mi  orada  nebat  bitmez, çorak  olur. Toprağa  olan  borcun, bono  müddeti  bitiyor demektir, insanın. Öte  tarafa  gitmek  için. Onun  için, ruhun  cesetten  ayrılması  halinde  araya  Kâbız  meleği  Azrail  girer.  Bu, Allah’ın  kendinden  olan  ruha  verdiği  kıymet  ve  itibarın  ne  kadar  büyük  olduğunu  ifade  eder. Meleği  sokuyor  araya. Kafir  de  olsa   Azrail  gidip  alıyor  onu..

……………………………………………..Bunu  anlayan, Allah’a  karşı  en  büyük  şükran  borcunu  yapmış  demektir.                    ” Kendini bilen, nefsini  bilen; Allah’ı  bilir.” Hadis- i Şerifi de ”  Men  lem  yekun  insane lâ  ya’rifuhu  kaderel  insan ” = ” İnsan olmayan, insan kadrini bilmez.”  Ne  demek?  İnsan  vücudu,   lâ  me-kan’dan  olan  ruhun  tezahür  yeri  için  hazırlanmış  bir  mekandır. Cenaze namazı,  ruhun  ayrılması  halinde  cesedin  teşekkürü  için  bir  selamdır. …… ………………………………… İlahi  lem’a  olan  ruh  ayrılırken  mükafat  olarak   Allah’ın  bir  hediyesidir  cesede……………….cenaze  namazı.  Onun için  ölülerin  arkasından  daima  hayır  gözü  ile bakın. 

Ceset  topraktır,  toprağa  hakaret  etmeyin, aslınıza  karşı  edepli  olun  demektir.  Cesetler  o  halde …………… ile  başlar.  Cesette  kalan  nefsin  kötülüklerini  de, izlerini de  toprak  temizlemek  için; cesedi  bir  çok yardımcılarla  kendine  benzetmeye  çalışır.    Kurtlar  gelir, çıyanlar gelir, bilmem  ne  gelir, ama  bazen de gelmeeeez.  Anlatacağız  bunları. Nihayet  erir, kemik  kalır. Hani  elli  beşinci  günü hoca efendi der ki; ” mevlid  okuyalım, şu bilmem  efendim  şu  duayı  oku, kemikle  ceset  birbirinden  ayrılıyor,” der.           Oooooo,  çok  mühim  mesele o……………………………………………. ……………………………………… ………………………………………………………………………………………………..

Cesetteki, kalan  nefsin  kötülüklerini, izlerini  de  toprak, temizlemek  için  cesedi, bir  çok  yardımcılarla  kendine  benzetmeye  çalışır. Bir yerin kesilir, iyi  olduktan  sonra izi  kalır. Onun gibi. İzi  kalır.  Bir  kurşun  yersin  izi  kalır.      Onun  için  insanlar  birbirine  karışmasın  diye  hiç  kimse   birbirine benzemez   oğlum. Efendim, bu  iki  kardeş  birbirine benziyor. Biri  Ahmed,  Mehmed, hangisi? Senin gözlerin  görmüyor, ararsan  bir  yönden  bulursun  onu.  Anası  nasıl  şey  ediyor. Koskoca  koyun  sürüsü; kuzuları  bırakırlar, kuzu   gider  orada  anasını  bulur.   ( Konu  burada  kesiliyor. )

Münir DERMAN (k.s)

Kayıt 333

Not:Yazı içerisinde bulunan uzun noktalama işaretleri olan yerler kasetlerin eski olmasından kaynaklı ses bozukluğu nedeniyle yazıya dökülememiştir.

7 thoughts on “K a b i r Azabı…

  1. Selamun aleykum,Allah razi ve hosnut olsun.Cok faydali ve onemli bir yazi.

      1. Derman Hocayı daha erken tanımak isterdim.Allah razı olsun

Bir Cevap Yazın