Esas olarak Dört Peygambere indirilen dört Semavi kitap vardır.

1-Tevrat Musa aleyhisselam’â,

2- Zebur Davud aleyhisselam ‘â,

3- İncil İsa aleyhisselam’â,

4-Kur’an-ı Kerim Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem’e.

Ayrıca Adem, Şit, İdris, İbrahim Peygamberlere sahifeler indirilmiştir.İnsanların sorumluluğunun sebebi Peygamberler ve kitapları değildir.

Akıl ve şuurdur. En büyük kitap, Kitab-ı Kâinat’tır.

Semavi kitaplar, insanlara hem akıl sınırı öt sinden haber ge­ tirmekte ve hem de ilim ve irfana verdiği önemle akla kılavuzluk etmektedir.

Bize Peygamber gelmedi, bizim haberimiz yok gibi iddialar bir şey ifade etmez. Kainata bakan insan, şuuru ve aklı ile her şeyi bulur.

Öldükten sonra dirilmek:

Bu tamamen akıl sınırı dışında kalan, doğrudan doğruya Kül­li İrâdeyi ilgilendiren bir problemdir. Bununla beraber bu fâni dünya­ nın sonu geleceğine, kıyametin kopacağına dair akla hitaben işaretler mevcuttur.

Ruhla can, ayri ayrı varlıklar ve olaylardır.

Can fizyolojik bir olaydır. Can hücrenin hareketini sağlar .

Ruh ise, fikir, duygu, irâde hayatı demektir.

Ruhlar ölmez ve yok olmaz. Amma canlar ölür ve yok olur.

Ahirette bu yok olan canlar dirilecek, ruhlar da bu dirilen canlarla birleşecektir. Can’a suâl yoktur. Çünkü şuuru yoktur. Cesette Ruhun durması için bir vasıtadır.

Hastalıklar bu cana arız olur.

Kader, Allah’ın takdir ve arzusudur.

Takdir, insanların akıl ve iradei cüz’iyyelerini şer veya hayır yolunda kullanmalarından sonra başlar…

Ve kullanmayı değerlendirmek için yapılır. Allah’ın takdiri mutlaktır. Ve hiç bir kayıt ve şarta tabi değildir. Şâyet bir kul, henüz büluğ çağına gelmemiş,akıl ve iradei cüz’iyyesini hayır ve şer yolunda kullanmağa başlamamış ise,Allah neyi takdir edecek,neyi değerlendirecektir.

Çocuk çağında ölenlerin masum sayılması,tutulmaması işte bu sebebtendir

Büluğ çağında olan kula, Cenabı Allah’ın öğrenmek fırsatını vermesi bir ikrâmdır. Ana ve babanın çocuklarına telkin yapıp, Dini anlatmamaları bundan suç sayılmaktadır.

Alın yazısı demek, kulların iradei cüz’iyyelerini nasıl kullana­caklarını, sonunun ne olacağını Allah’ın önceden bilmesidir.

Allah ezeli de, hali de, ebed-i de bilir. Amma kullarının akıl ve iradelerini serbestçe kullanmalarına da asla müdahale etmez. Müdahale ettiği takdirde sorumluluk sebebi ortadan kalkar. Cennet ve Cehennem’in mânası kalmaz.

Şimdi Muhiddin-i Arabî hazretlerinin izniyle ben söylüyorum:

Bunlara karşılık asrımızın ideolojileri madde ile ruhu birbirine düşman yapıp çarpıştırma çarelerini aramaktadır. Yâni bu, Hakka is­yandır.

Dünyada âhenksizliğin en önemli sebebi, Ruh il maddenin birbirine düşman yapılmasından başka bir şey değildir.

MUHİDDİN-İ ARABİ HZ. MÜSLÜMANLARA NASİHATLARI (kitap alıntı)

Dr.M.DERMAN(k.s)

Bir Cevap Yazın