Allah, kulun isti’dadı derecesine göre tecellî eder.

Kalb nuru! 
Kalb, yüzük taşını taşıyan yuva vardır ya. 
Elinizde yüzük vardır bakın yüzüğe. 
Bir yuvası var yüzük taşı oraya giriyor. 
Kalb, yüzük taşının yuvası gibidir. 
Yuvarlak ise taşta yuvarlaktır. 
Köşeli ise taşta köşelidir. 
Kapalı ise taşta kapalıdır. 
Kalbde Allah’ın tecellîsi Kalbin bu yüzük taşının yuvasına göredir. 
Nasıl yuvan var ise ona göre tecellî eder. 
Sıkarsın o yuvayı. 
Apartımanlan, şunlan, edepsizliknen olursa kıpırda oraya taş girmez. 
Onun için : “Bu dünya da kör olan âhirette de kördür!” âyeti bu demektir. 
Yoksa gözünü kapa aç, gözlüklü! 
Bu dünyada gözlüklü iken aşağıda da gözlüksüz gibi bir âyet olur. Yooo Allah’ın âyetlerinde hiç gizli bişiy yoktur. 
O yuvayı temizle onar! 

Allah, kulun isti’dadı derecesine göre tecellî eder. Âyet. 
Allah’ın dünya da iki türlü tecellîsi vardır. 
Tecellî ne demektir? 
Görünmek demektir. 
Bak ziya var burada güneş tecellî etmiş hani güneş ötede arıyorsun. 
İşte birbirimizi görüyoruz yavvv! 
Tecellî işte bu! 
Tecellî iki türlüdür Allah’ın dünyada. 
Bir gayb aleminde tecellîsi. 
Bir şehadet aleminde. 
Huvallahu ellezi la ilahe illahu alimul gaybu ve şehadeh. Ayeti Kerime.
Bu alemlerden gelen tecellîdir. 
Gaybî Tecellî kalbin kendisine kendisinde mevcut isti’dada göre olandır.
Bu tecellî gayb alemine ait Zâtî Tecellîdir. 

Senin kalbinin şiyin, yüzüğünün kalb yüzüğünün yuvarlaksa sana kuyumcu efendi yuvarlak şiy gönderir. 
Yassıysa yassı gönderir. 
İriyse iri gönderir. 
Kapalıysa gelir şey burada adres yoktur diye gerisin geri gider. 
Bu Gaybi Tecellîdir. 
Kalb için istidat hasıl olunca, eğer bu gaybi tecellîden istidat hasıl olursa o zaman Şuhudi Tecellî başlar. 
İnsan başkalaşmağa başlar. 
Başka olur. 
Öteki insanlardan başka olur. 
Bambaşka olur… 

Onun için Kur’ânı Kerim de bir âyette buyuruyor ki : 
Bunda yâni hazel Kur’ân bu Kur’ân’da kalb sahibi olan kimse için muhakkak öğüt vardır!” diyor. 
Çok dikkat edin cemâat! 

… 
“Kalb sahibi olan kimse için muhakkak öğüt vardır!” diyor. 
“Akıl sahibi için!” demiyor dikkat buyurun. 
Kur’ân-ı Kerim âyeti : “Kalb sahibi için muhakkak öğüt vardır!” diyor. 
“Akıl sahibi için!” demiyor Kur’ânı Kerim. 
Kur’ân akıl sahibi olan kimse için bir öğüt değildir. 
O ancak kalb sahipleri için indirilmiştir. 
İşte âyet-i kerime!.. 
Akıllı olan, akıl için olaydı bu kadar dünya gibi akıllı insan var hepsi çifte sallıyor. 
Bunlar neye benzerler bilir misin? 
… şişmeyi semizlik sanan. 
Şişmeyi semizlik sananlara söylemiyorum! 
Ateşsiz odunu üfülemeye kalkanlarınan da konuşan yok!
Bunlar bundan bişiy anlamazlar!.. 

Onun için bir âyet-i kerime de : 
Allah her an her gün sendedir” 
Yâni her an tecellî etmektedir. 

Her tecellî derhal zail olarak yerine yeni bir tecellî demektir. 
Bu var ve yok olma arasındaki zaman o kadar kısadır ki, bir tecellî ötekine bitişik gibi görünmekte ve hissedilmekte tecellîde tekrar yoktur.
Bir tecellî bitecek tekrar edip de yoo!. 
Aman aman aman haa!.. 
Tecellî de tekrar yoktur. 
Olsa Allah’a az ile şey ider! 
“Demek ki bitti bundan sonra yapamıyor!” demektir. 
Tecellî de tekrar yoktur! 
“Yok olup Var ol!” 
İnsanlar her an-ı vahidde yok olup var oluyorlar biz farkında değiliz!.. 

Bakın bu elektrik saniye de 60 defa yanar söner mütenavid ceryandır. 
Fakat biz onu devamlı görürüz. 
Pervane dönerken onu siz dönmüyor görürsünüz. 
İnsanlar an-ı vahidde yok ve var olurlar. 
Onun için : 
İnnehu min süleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahiym : Belkısa gittiği zaman Belkıs geliyor şeye biliyorsunuz. 
Bâhira isimli veziri : “Ben daha çabuk getiririm Belkıs’ı!” diyor. 
An-i vahidde Belkıs’ın köşkü Hadremut’tan kalkıyor şeye geliyor. Kudüse. 
Belkıs : “Bu benim köşkümdür!” demiyor. 
Niçin demiyor bunlar Kur’ân’ın icazıdır. 
“Benimkinin aynı!” diyor. 
O, ordan alıp da böyle getirilmedi. 
An-ı vahidde yok olup var oldu. 
Bir anda yok oldu bir anda var oldu. 
Bizim idrak hududumuza girmediği için bakın işte âyeti bu! 
60 defa saniye bir dediğimiz zaman da 60 defa yanıp sönüyor. 
Onun için bizim idrak hududumuza girmiyor. 
İnsanın kendi nefsine gözcülük etmesi Hakk’ın onu gözetlemesidir. 
Allah’ın gözüyle bakıyor. 
Bir hadisi kudsi de ne buyuruluyor bakınız : 
Hakk’ın Allah’ın kendisine dua eden kulun sesi hoşuna gidince : “Yâ Rabbi… dua ediyorsun…” 
Bu ses Allah’ın hoşuna giderse diyor gecikince ondan yüz çevirdiği için değil ancak kulunu sevdiği için kabulu geçiktirir diyor Cenâb-ı Allah. 
Ta ki kul tekrar duasını etsin diyor. 
Yâni tecellîsi devam etsin, bitirdi mi duayı yok artık demektir. …. Kul dua eder geciktirir mahsus onun hoşuna gider Cenâb-ı Allah’ın bir daha yapsın diye geciktirir.

M.DERMAN(k.s)

Vaazdan alıntı.

Bir Cevap Yazın