Elem neşrah leke sadrek..

Biliyorsunuz Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimize Şakkü’l Sadr hadisesi olmuştur.

Elem neşrah leke sadrek…

Biz Onun sadrını yardık ve içini dışını tertemiz ettik.

Bu voltajı alabilsin diye.

Bir küçük elektrik telinde biraz oksidasyon olsa yani oksitleşse orası paslansa ceryanı geçirmez. Elini vurur.

Onun için Resûlleri gönderdikten sonra Cenâb-ı Allah Resûllerin de dayanabileceği şiddette kendinden çıkan feyz ve Kur’ân’ın kelâmları tahammül edemez diye Cebrail vasıtasıyla gönderilmiştir.

Cebrail alıyor Hazreti Resûlün, hazine-i Kalbine tahammül edeceği şiddette gelip boşaltıyor bunu.

Resûlullah Efendimiz de o voltajı indiriyor bizim anlayabileceğimiz şekle sokuyor.

Çünkü Cenâb-ı Resûlullah Efendimiz buyurmuştur:

Kur’ân’ın 7 türlü mânâsı vardır.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 herkes tahammül edemez mânâsına.

Fahreddin-i Razî Tefsir-i Kebirinde der şu âyet, bir âyetten bahsediyor.

-Şimdi oraya girmeyelim uzun olur.-

“Bu âyetin dördüncü tarafından mânâsını söylersem benim kafamı vurursunuz!” demiş.

Onun için herkes tahammül edemez.

Edemediği için Sallallahu Aleyhi Vesellem bize, bizim voltajımıza inecek derecede Kur’ânı, Allah’ın emirlerini indirmiş, bizim kabul edeceğimiz şekilde bize tebliğ etmiştir.

Onun için Kur’ân-ı Kerimde:

Lev enzelna hazelkur’ane ‘ala cebelin lereeytehu haşi’an mutesaddi ‘an min haşyetillahi…

“Eğer Biz bu elinizdeki bulunan Kur’ân’ı dağa indirseydik.

Dağ Kur’ân’ın şiddetinden, haşyetinden param parça olurdu” diyor.

O halde insanın tahammülüne bakın!



Bundan sonra biliyorsunuz Musa Kelimullah, Tûr’a çıktığı zaman kendisine vahy olunacağı sıralarda Kur’ân-ı Kerimde : Esteiuzubillah.

“Ve lemmâ câe Mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu Rabbuhu.”

Vaktaki, vakit geldi.

Musa dağa gitti, konuşmak için, Allah’la.

Kâle Rabbi erinî enzur ileyk.

“Ya ilahî! Bana kendini göster!” diyor Hazrati Musa.

Hazreti Musa celâlli bir peygamber bir Resûldu.

Allah şefaatine nâil eylesin.

Ve mutamadiyyen sual sorardı.

Kale.. cevap geliyor.

“Len tarani.”

Beni göremezsin ya Musa.

“Ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî”

“Madem ki sen Benim Resûlumsün arzuladın Beni görmek.

Karşıki Cebele bak ya Musa!” dedi.

“Bak oraya Cebele büyük bir dağa bak!”

Musa mübârek gözlerini çevirdi.

Musa heybetli, iri yarı bir Resûlullahtı.

“Fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan”

Vaktaki Cenâb-ı Allah küçük bir nur huzmesi ile dağda tecellî ettiği zaman dağ an-ı vahidde eriyiverdi.

Eridi mi Musa da

Ve harra Musa saika

Hazreti Musa da yere yığıldı.

Yıldırım vurmuş gibi devrildi.

Âyet Kur’ân-ı Kerimde.

A’raf Sûresinde.

Devrili verdi.

“Fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn”

“Ya İlahî ben hata ettim. Benim kusuruma bakma. Ben Seni görmek istedim. Fakat ben Sana ilk inananlardanım beni “af buyur!” diyor.

Ondan sonraki âyette.

“Sen git. Sana risâleti verdik kelâmımızı ağzına koyduk.

Git bunları tebliğ et kâfidir. Ve bize şükret!” Ayeti Kerimede Buyruluyor.

Onun için Kur’ân-ı Kerim’de derin derin mânâlar vardır.

Bu mânâlara Kur’ân dilinde tefsir dilinde i’caz derler, i’caaaz.

Dr.M.DERMAN(k.s)

Vaaz alıntı…

3 thoughts on “Elem neşrah leke sadrek..

Bir Cevap Yazın