İman et parçasından ibaret değildir.

Ruh ve gönülden ibaretdir. Neden yaşamıyor ölüyür o ruh. Karaciğeri vesairesi temiz olan yerde yaşar. Onlar olmadı mı tekme vurur çeker gider. Bir vücudu hasta ettiğimiz zaman kime fenalık yapıyoruz. Ruha mı vücuda mı? Bu makinanın içinde Cenabı Allah esmalarıyla gizli. Onun için ben insanı kendi sûretimde yarattım diyor.

Bütün esmaları topladığınız zaman husule gelen şekil insandır. Onun için ben kendi şeklimde yarattım diyor.Esmalarımın şeklinde yarattım demektir o. Şimdi, madem ki bu vücudun içindedir onun oturduğu evi temiz tutmazsan Cenabı Allah ruha haydi git der.

Bir de vücutda zikrini bırakır bu çok ince lâkırdıdır. Dikkat edin. Zikrini bıraktı mı ceset kalır böyle.

Cesedi topraktan yaratdı Nuru Muhammediyi oraya bıraktı bir müddet kaldı orada. Orda ben kaldım der. Buna hürmeten yıkayın onu toprağa öyle verin der.

Şu cese’di görüyor musun ey kul kalk der. Bu ayakta iken ben esmalarımla bu cesedin içindeydim. Şimdi çekildim ordan. Benim onda izlerim vardır, şimdi tecelli edeceğim ona karşı secde edin demektir.

Ben kulumla konuşurum diyor. Onun dili ile nasıl yalan söylersin. O senin içinde iken nasıl hiddet edersin. Bütün peygamberler bunları söylemişlerdir.

Ruhu temizlemeye yükseltmeye gayret edin. Bu ruh başarısı nasıl elde edilir. Şükür ve sabırla.

Kâinat birbirine girdi. Cenabı Allah ES-SABIR esmasıyla hiç sesini çıkarmıyor. Sende de ondan bir parça var. Azan milletleri perişan etmiyor bol bol rızık veriyor. Sabra bakınız. Sende makarrı var. O sabrını nasıl kullanıyor, sen nasıl kullanıyorsun. İşde şirk budur. Allah’a karşı gelmek budur. Allah beştir ondur demek değildir.

Allah’a karşı şikâyet etmeyiniz. Başınıza bir belâ geldi kat’iyen şikâyet etmeyiniz, Çünki kaderinde vardı gelecekti o başına. Bir zarara uğradığınız zaman hiddet göstermeyiniz.

Allah’ın takdirine isyan etmiş olursunuz. Dinin var ise o da elden gider.

Beni İslâm kulağı ile dinleyiniz. Bu, kirini çıkar da kalbinle dinle demektir.

En silik lekeye bile tahammül edemeyen bir iffet sahibi olup olmadığını tart. Seni esir edecek zenginlik ve konfora daima seni hür bırakacak fakirliği tercih edebiliyor musun…

Vicdanının emirlerine mutlak sûretde boyun eğecek kudretin var mı. Şevkat ve merhametin her türlü ruhi ve bedeni melekelerinin eriştiği hududu zevk duyarak aşabiliyor musun…

Akşam bir çorbanı var bir de pidem var. Kapı çalındı. Bir adam geldi. Açım dedi. Bir şeyim yok deme. Ver onları. Gece sen aç yat. Sana başka yerden ikram gelir. Ben yaptım da gelmedi deme. Şüpheli yaptın. Vereyim mi vermiyeyim mi. Bunlar değişmeyen kanunlardır. Bu saydıklarıma EVET dersen huzur içindesin.

HUZUR coşkun bir manevi dünyası olan adamın nasibidir. Bunu bil Buğdayın aziz olmak için ne yaptığını düşün, öyle yap.Buğday toprak altında sabretdi sekiz ay.Harmanda çırçıplak oldu. Kalburdan geçdi içine karışan yabancılardan kurtulmak için. Değirmene girdi beyazlanmak için. Hamur oldu yumuşamak için. Ateşe girdi aziz nimet oldu.

Bu kadar çileden ve ateşden geçen buğday dane olmak için ne yaptı. SAY-MEVSİM, TOPRAK ALTI, SU, GÜNEŞ, SABIR… Hem de kar altında. Bu sessiz sözsüz intizamli çileden onun nasibi. Fakat bu çileden aziz olmak çıkıyor. Yani buğday velâyet makamına erişiyor demektir.

Velâyet mertebesine erişen bir kimsenin sırrını Halik bir perdeyle örter. Bu perdeler bir takım geri beşeriyet vasıflarıdır. Halık, bu vasıflarla o velisinin ya bir ayıbını ortaya kor, yahut bir hünerini ayıp şeklinde gösterir.

Birçok meczuplar vardır. Bâtınını, üstün anlayışını nurlandırmış olanlardan başka hiç kimse, bu gizli velilerini teşhis edemez.

Buğdayı bu halinde bu çilesinde hiç kimse döndürmeye kadir değildir. Halikin kendisiyle meşgul ettiği insanları hallerinden döndürmeye de kimse kadir değildir. Buğdayın hikâyesi bu kadar. Bu sözlerden sonra kendi içinizi dinleyiniz. Korku geliyor, biraz da utanıyoruz. Korkmayın, ilk defa kilimi ipe serer veriştirirler sopayı. Dövüyor. Aslında dövmüyor. Kilimdeki tozları atmak için öyle yapıyor.

Allah kullarını af için bahane arar. (Hadis Kutsi).

O halde korkma. Allahdan yalnız Allah’ı iste. Hatta mertebe. Haramdır. Niçin. Seni senden daha iyi bilenden daha neyi istiyorsun. Hayâ makamı vardır. Hayâ makamında elini kaldırır insan elhamdülillahı bile güç söyler.

Duada şunu ver bunu ver istenmez. Hatırlatmak gibi olur. Kaldığınız islâmi vaziyetinize Ya Rabbi benden secdeni ref eyleme. Resulullah’ın sevgisini içimden alma Ya Rabbi, verdiğin rızkı bana helâl lokma nasibeyle. İşte böyle dua eililir.

Hazine diye bir kelime vardır. Bir de manevi hazine vardır. Nehir yataklarında altın tozları, yer altında kömür madenlerinin içinde elmaslar, deniz diplerinde sedef, inciler, çır çır böceği, ipek, arı, balı kendine hazine yapmıştır. Bu hayvanların hepsi insanların emrine verilmiştir. İnsanlarda da hazine vardır.

Marifetullah… Kitaplarda marifetullah neymiş. Hakkında yüzlerce kitap yazılmış.

İnsan kendini ve Allah’ı inkâr derecesinde hür yaratılmıştır. O, yine rızkını veriyor. İşte bunları keşfedenler Allah’ın dostu Veli ismini alır. Manası tam dost demektir. O halde içindekini çıkar. Allah diye bağır oğlum.

Gece yatarken lâ ilâhe illallah diyor adam.Ne çıkar deme. Sen devam et. Gece güpegündüz suya aksetmiş güneşe bak. Havuzda su birikintisi var güneş vurur oraya.Bak. Güneşi görürsün suyun dibinde. Gece suya aksetmiş aya bak. Yalnız ayı görursün. Suyun dibini göremezsin. Niye. Yasaktır. Yasak edilmiştir. Bunların ikisi de akisdir. Ama başka başka. Biri maddi biri manevidir. Bu hadise binlerce cilt kitap okumaktan çok insana bir damladır. Damlalar birleşir derya olur. Oradan buhar olur tekrar gelir.

Su dünyada cennet taamıdır.

Vecealna minel mai külle şey’in hay” Allah suyu yaratmış, ben sudan adam yaratacağım demiş, Oradaki (VE) kelimesi biz sudan: yaptık ama, suyu da biz yaptık diyor.

Tevhid hikâyesi budur.

Su buhar oluyor, tekrar geliyor rızık oluyor. İkisinin arasında biz varız. Kendini aradan çek hiç birşey kalmaz...

M.Derman(k.s)

Allah Dostu Der ki…

Bir Cevap Yazın