Ben kulumla görürüm, Kulumla işitirim…

“Ben bir gizli hazine idim.
Görünmek için kâinatı yarattım!”
Allah insandan gizlenmemiştir.
Bizde O’nu görme kabiliyeti yoktur.

Bir çiçeğe bakan, onun renginden Allah’ın El Belî Esmasını seyreder.
Ama nerde o kafa nerde göz.
Görünmede hüner yoktur dedik.
Görünmeyeni görmede, anlamada hüner vardır.
Bu hüner gayba ihlas ile inanmada gizlidir.
İnandın mı gayba bu hüneri elde edebilirsin.
Mikrobu hiç biriniz görmemişsinizdir.
Amma biz gördük okurken mikrobu böyle.
Mikroskopta beş bin defa.
Dört bin defa (büyütülmüş) koyulan mikrobu okuduk, gördük bunu gözümüzle.
O halde siz biriniz görmediğiniz halde görenlerin sözüne inandığınız için var olduğuna inanıyorsunuz mikrobun.
Görmeyi bile ispat için söylemek lâzımdır.
Görenin ikrarında, sözündedir kıymet.
Söz söylemezsen kıymet kazanmaz.
Gözü görmeyen karşısında bir sürü kadın olsa.
Gözü yumuk.
Arasındaki annesini tanıyamaz bu adam.
Kokuynan mokuynan.
Fakat annesinin sesini işitirse hemen tanır.
O halde insanlar sesle alırlar.
Onun için iki kulak vardır.
Dikkat buyurursanız İslamiyette kulağa, göze sövmek en büyük küfürlerdendir.
Çünkü Cenâb-ı Allah diyor ki:
“Ben kulumla görürüm, Kulumla işitirim.”
Aziz cemaat bana dikkat edin ben burdayım.
Fakat beni burda görüyorsunuz o halde gören başkası, sana gösteren başkasıdır.
Hakiki O’nnan gördüğünüz zaman beni yok görürsünüz.
Benim sesimi işitiyorsunuz.
Ses dalgaları havada teee kulağınıza kadar geliyor.
Amma sesimi kulağınızda işitmiyorsunuz.
Bakın dikkat edin.
Ağzımın içinde sesi işitiyorsunuz.
O halde işiten başkası efendiler.
İş bunu anlamadadır.
Bunu anladığınız dakikada Amerika’yı da görürsünüz buradan.
Amerika’daki adamın sesini de işitirsiniz.
Bir küçücük insan yapması âlet bunu yapıyor da sen nasıl yapamayacaksın!
Cenâb-ı Sallallahu Aleyhi Vessellem bir gün Medine’den:
“ İnni liecüdü nefese’r- Rahmân min kıbeli’l- Yemen”
İnni liecüdü : Ben alıyorum demek.
Nefese’r- Rahmân : Rahmânî güzel bir nefes alıyorum.
Min kıbeli’l- Yemen : Yemen tarafından.
Dört yüz seksen kilometre Medine’ye uzak.
Veysel Karanî Hazretleri şey ediyor dua ediyor.
Cenâb-ı Peygamberi görmemiştir.
Dua ediyor:
“İlahi!
Ente’l- Halik, ene mahluk,
Ente’l- Rezzak, ene mazruk.
Ente’l- Ganiy, ene zaif!” diye meşhur duası vardır onu yapıyor.
Bu sesi, Cenâb-ı Sallallahu Aleyhi Vessellem alıyor Medine’den.
O halde sende onun ümmetisin sende O’nun gibi olmalısın.
“Nasıl olurum?”
“Yalan söyleme.
Helal lokma ye.
Kimsenin aleyhinde söyleme.
Yalancı olma,
Âdil ol. Doğru ol!”
İşte bu.
Başka artık kuyruk çıkarmaz insan.
Ama bu üç dört kelimeyi yapabilmek güçtür.
Öğüt dinlenir ama yapması güçtür.
Öğüt dinlenir ama yapması güçtür.
Onun için Aziz Cemaat, sabretmek lâzımdır.
Bir gün Hazreti Musa Tûr’a gidiyormuş.
Vahiy almak için.
Zengin bir adamın çiftliğine uğramış.
Milyoner herif o zamanın Kârunu.
Varmış Hz. Musa.
“Buyur Ya Rasûlallah!” demiş.
İkram etmiş o zaman sütü mü neyiyse işte.
O zamanda frukosu neyse fruko ikram etmiş………
“Ya Rasûlallah” demiş.
“Tûra çıkıyorsun. Benim için demiş dua et” demiş.
“Ben çok zenginim demiş o kadar zenginim ki dağıta, dağıta, dağıta bitiremiyorum” demiş.
“Ve şükrünü yerine getiremiyorum bunun.
Ne kadar bir gelirse yüz dağıtıyorum.
Cenâb-ı Allah’a sen peygambersin dua et demiş.
Benim zenginliğimi biraz frenlesin, kıssın!” demiş.
“Peki!”
Biraz ileride bakmış ki bir adam.
Çırçıplak yarı beline kadar toprağın içinde.
“Ya Rasûlallah demiş Tûr’a gidiyorsun.
Ben bir senedir setr-i avret yapacak bir bez bulamadım demiş.
Cenâb-ı Allah’a benim için sen dua et de sen Rasûlsun seninki kabul olur. Bana demiş bir örtülük bişey nasib-i müyesser Etsin!”
“Peki!” demiş.
Vahiy alıyor bilmem ne oluyor.
Soruyor: “O ikinci kuluma söyle ona demiş her şeyi vereceğim. Biraz daha sabretsin! “ demiş.
Ötekisine gelmiş.
“Ona da söyle onun istediği ayarda zenginliğini indireceğim yalnız, Bana biraz isyan etsin!” demiş.
İnmiş Tûr’dan o toprak içinde bekleyen adama demiş ki: “Sana istediğini verecek yalnız demiş biraz daha sabrını istiyor”
“Ya Rasûlallah artık bende sabır mabır kaldı mı demiş baksana ben çırılçıplağım.”
Yer yarıldığı gibi cuuup herif aşağıya.
Ötekisine gelmiş: “Senin şeyini indirecek aşağıya. Servetini. Yalnız biraz küfretmeni istiyor.” demiş.
“Ya Rasûlallah demiş bu kadar nimeti vermiş ben hamdını yapamıyorum. Allah’a nasıl küfrederim!” demiş.
Adamları koşmuş demiş ki: “ Efendim koyunlar üç doğurdu. İnekler bilmem ne oldu. Kazanda kaynayanlar pirinçler altın oldu” demiş.
Onun için aziz cemaat sabrediniz!

Bir Cevap Yazın