İnsan bâtından zâhir olmak için dünyâya gelmiştir.

 Bir, bir alaka’dan, “..alakaten fe halaka fe sevvâ! Fe ceale minhu’z-zevceyni’z-zekera ve’l-unsâ.
Bir alaka’dan, tohumdan, tohumun içi, tohum zâhir içinde bâtın. 
Koskocaman intişar etti o tohum kayboldu koskoca insan çıktı içinden. 

İşte bâtından zâhir olmak için dünyâya gelmiştir insan. 
Bâtını aradığından benim aslım neredir diye değil mi? 
Bir meni parçasından insan bâtından zâhir oldu, değil mi? 
Çok dikkat edin aziz cemaat!
Bunlar kafaya girer hemen kaçan cinsindendir.
Tohumdan ağaç nasıl çıktı, tohum kayboldu. 
Bir alaka’dan insan nasıl çıktı? 
Alaka kaybolduğu gibi, o halde insan, bâtından zâhir olmak için dünyâya geldi.
Ağaç şeyin tohumun içindeki bâtından zâhir olmak için açtı değil mi? 
İnsan da bâtından zâhir olmak için dünyâya geldi. 
Bâtını aradığından, yâni aslını aradığından dünyâyı terkederek göçer ve bâtın olursun, değil mi?
Ağacın tohumun, şeyetmesi.. hah!…

Zâhir namazlar, öğlen ikindi namazları bunu talep ettiğinden, bu anlattığımı talep ettiğinden kıraatları gizlidir ve bâtındır
Anladınız mı şimdi namazı? 
Hangi hoca anlattı size!. 
Bunları hergün anlatacaksınız, anlatacaksınız, anlatacaksınız ondan sonra “Allaaahuekber!”dedi mi bak neler oluyor!. 

Diğer üç vakit akşam, yatsı, sabah namazları ise gece namazları olduğundan zuhur isterler değil mi? Güneş isterler. 
Ve ona işareten kıraatleri cehrî ve zâhirdir.
Deminki tohum hikâyesi, akşam zamanı mevsimin sonu… âhirete doğru gidiş.. Mahlûkat ve insanın vefâtını dünyânın kıyâmet ibtidâsında harabiyyetini ihtar eder akşam. 
Yatsı namazı, gündüz âleminin büyük, bütün âsârının siyah kefenle örtüleceğini “Ve cumiaşşemsu vel kamer” 
Şeyin altına gireceğini… 
Kahhar Sıfatının tasarrufunu îlan eder. 
Her şeyi kapkaranlık …. 
En sevdiğiniz çocuğunuz bile karanlıkta gözünüzden nihân olur, kaybolur gider. 
Bir Hadiste: “Her namazını kılınız, her namazı kılınız, her namazı kılınız!” Hadis-i Peygamberî. 
“Hele ikindi namazını sıkı muhafaza ediniz!” diyor Cenâb-ı Peygamber. 

Hazreti Rasûlu sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimizin buyurmasında büyüüüük incelik vardır aziz cemaat. 
Asr-ı saadetteki ahlâk-ı haseneyi muhafaza ediniz!” demektir bu. 
“Ben daha dünyâdayken nasıl ahlâklı isem onu muhafaza ediniz!” demektir. 
Emir gizlidir burda. 
İkindi, başlangıçla sonun ortasıdır insan hayâtının.
Onun için ikindi namazını devam ettiren insan ahlâk-ı hasenesini habersiz olmadan bu emr-i gizli emr-i hafîyle ortaya çıkarır.
Eskiden hani işitmişsinizdir. “bu duâyı, ikindi namazının sünnetini hiç ömründe kaçırmayan insan şey eder.”
Yok oğlum arasıra kaçırmak lâzım. 
“Niçin lâzım?” 
Sünnet-i gayrı müekkede. 
“Niye gayrı müekkede? Vakit mi yok?”
Oğlum başlangıç-son! değil mi? Doğuş-ölüş!
İkindi namazı arasında değil mi? 
Hani ahlâk-ı haseneyi saadet zamanında arar, sıkı yapışınız demesindeki sebeb. Bir adam şurdadır, bir adam burdadır, bir adam burdadır. 
Kimisi ellisindedir, kimisi yetmişindedir, kimisi otuzundadır, aynı .. aynı devirde. 
Onun için her insan aynı devirde olmadığı için muhtelif kelmeyi gençlik îcabı şu îcabı bu îcabı alamaz. 
Alamadığı için her işi de yapamaz tamlı tamına değil mi? 
Tamlı tamına yapamadığı için bu tamlı tamına yapamadığı dünyâ hayâtını şeyettiği için ikindinin sünneti gayr-ı müekkededir. 

Cenâb-ı Peygamber ara sıra bunu bırakmıştır. 
Yâni bu şu demektir: “Ey müslümanlar, ne kadar edebsizlik yaparsan yap adam bile öldür, sen yalınız boynunu kırmasını bil, tevbe istiğfara git, ALLAH affeder, ben de arkandayım!”demektir, Rasûlullah’ın. 
Anladın mı? 

İncelikleri bunlar. Daha ince söyler, daha bunun çooooook iyice ince, birşey inceldikçe kuvvetlenir. 
Fıkıhta bir kânun vardır: “el emri izâ zayği ettesia fettesia zayğ!”
“el-emr” bir şey ki “izâ zaygi ettasia” sıkışıkken genişlemiştir, genişlemiştir! 
“İza zayği ettesia, fettesia zayğ” 
“Bir şey ne kadar genişlerse o kadar sıkışır. Bir şey ne kadar sıkışırsa o kadar genişler.” 
Atom bombası bir çekirdeğe girdi mi dünyâları şey eder. 
Bulut dağıldı mı sel ortadan kalkar. 
“Asr-ı saadetteki peygamberin ahlâkı ile ahlâklanınız” demektir.
Öğle namazı, sırf zâhirî. 
Yatsı namazı sırf bâtınî olup, edâya dahi vakti geniş olduğundan farzdan sonra ikişer rekat da sünnet kılınır. 
Vakti geniş olduğundan iki rekatta sünnet kılınır acele etmesin millet. 
Zevk aldı namazdan hemen bırakıp da “iki daha devam ettiriyim yav bu çok hoşuma gitti!” 
“Hani verdin bir şurup yandım!” 
“İyi mi ağam?” 
“Bir daha ver be çok yandım!” onun gibi. 

Öğlen namazının farzından sonra “zevk aldım câmiden namaz, ulan ben bir daha içecem be!” 
İkram! ikram ! ikram! ikram…
“Efendim yalınız kazâ, farz kazâ edilir.” 
İçinizde meraklıları varsa, Fetava-yı Hindiyye vardır iki ciltlik büyük kitap. 
Onun salat kısmında; “sünnetin de, farzın da vâcibin de hepsinin de kazâsı olur!” 
“Ama kime olur?” 
O iş karışık. Onu karıştırma!.
Her gün ben sen traş olmayız ama Reis-i Cumhurun yâveri hergün traş olur. 
Başvekil. Hele başvekillen Hariciye vekilinin yâverleri günde üç defa traş olur. 

Bu işler karışık. 
Sünnet namazları ALLAHa kurbiyyet içindir yanaşmak içindir bâzı urefa yâni ârifler akşam namazından evvel bâzı urefa akşam namazından evvel sünnet namaz kılarlar, yâni ikindi ile akşam arasında. 
Farzın kazâsı vardır, sünnetin kazâsı yoktuuuuur….
Bu ne demektir?. 
Deminki ne dedik ikindinin şeyine? Cenâb-ı Peygamberin ahlâk-ı hasenesi. 
“Efendim ben bugün edebsizlik yapacağım da bir ay sonra ahlâklı olacağım.” 
Olmaz! bu oğlum…
Sünnet namazlara tâlib tek olduğundan hem zamm-ı sûre hem de hafî okunur.
Vakt-i Mahsus ile edâsı yoktur.
Farz namazlara tâbidir. Sünnet namazları.
Onun için zamm-ı sûre okursun. Yâni farz namazına tâbidir.
Sen şimdi sabahla öğle arasında yâhut ikindiyle öğle arasında girsen câmiye: “Ben Efendim on beş sene evvel bir ikindi yâhut öğle namazım vardı onun farzını kılmaya niyet eyledim“ALLAHuekber” dersin kılarsın, değil mi?
Ama sünnet kılamazsın!
“Niçin?”
Farzı kılınmadıktan sonra sünnet olmaz. 
Sünnet yâhut farzı olmadan yapılmadan evvel kılınması lâzım.
O halde öğle namazının sünneti öğle vakti olduğu zaman kılınır değil mi?.
Yâni öğle vaktine tâbidir.
Onun dantelleridir, dantelleridir.

Onun için namaz deyip de geçmemek lâzım.
Bu dediğimiz tarzda namazı hakîkî mertebesine aziz cemaat getirdiğin zaman insan “Allaaahuekber!” dediği zaman kendinden geçer, kendinden geçer. 
Ve her mü’minin ömründe bir iki defa böyle kıldığı namaz vardır, vardır, habersiz olarak vardır. 

Hazreti Ali, Tebük Gazvesinde yaralanıyor okla göğsü, adud’un üstünde, buraya adud derler araplar adud. 
Böyle giriyor saplanıyor kemiğe çok ızdırab yapıyor. Ubeyde bin cerrah. 
O zamanın cerrahı, operatörü bir zât-ı muhterem var sahâbeden. 
Geliyor hemen yanına, harbte. 
Seyyari Rasûlulullah’ın sıhhıyecisi operatörü. 
Hazreti Ali: “Aman Emmi!” diyor “çok fenâ acıyor” diyor. 
Yatırıyorlar bir yere tutup çekecek şeyi, kancalı ucu “Aman aman aman dur!” diyor. 
Bakacak olacak gibi değil,  Ali diyor ki “dur diyor amca beni namaz masasına yatırın!” diyor. 
“Orda ameliyat yapın beni!” diyor. 
Elini kaldırıyor mubarek “Allaaaahuekber!” diyor, elini şey etti mi, 
“ondan sonra ameliyat yapın!” diyor. 
Ne duyuyor ne bişey ediyor. 
Bizde öyle birşey olsa namazda yâhu bâzan pire ısırıyor da çifte atıyoruz yav…
Ama çifte atmayanımız da var aziz cemaat. 
Kimisi çifte atar, kimisi kendinden geçer bu iş bööööyle olur gider.

Zâten bir saatin kırkbeş dakîkası bittiiii. 
Onun için zaman az aziz cemaat başınızı secdeden kaldırmayın!. 
Vakıt namazını kılın vakıt namazını. Sabah öğlen ikindi akşam yatsı bir de gece namazı. 
Abdestli gez ondan sonra korkma!. 
Rasûlullah’ın cebinde o hani anlattım size zarfınnan bizi bekliyor. 
İş, onun huzûruna gittiğimiz zaman alnımız açık olsun, tertemiz olsun!. 
Secde-i Rahmân’a başını koyan insanın dâima alnı açıktır.

Pislik de olsa içinde, dolandırcılık da olsa bu secde onu bir gün âhirete intikalına kadar muhakkak nur huzmesi hâline getirecektir! 

M.DERMAN(k.s)

ses kaydın dan alıntı.

Bir Cevap Yazın