Kur’ân-ı Kerimde Allah’ın kullara hitabı ..


“Ya eyyühellezine âmenu!”

“Ya eyyuhen nâs!”

İki türlü Cenâb-ı Allah kullara hitap eder :

“Ya eyyuhen nâs : Ey Yarattıklarım!”

“Ya eyyehüllezine âmenu : Bana inananlar!”

“Sallallahu Aleyhi Vesellemle tebliğ ettiğime inanıp bana secde edenler!” demektir.

Ya eyyuhen nâs.

Ya eyyuhellezine âmenu!..

İnananlar bir tarafa, inanmayanlar da yine bir tarafa.

Bütün kâinat Nur-u Muhammedi ile yaratılmıştır.

Nur-u Muhammedi dediğimiz zaman Salllallahu Aleyhi Vessellemin mübârek cesedi hatırınıza gelmesin.

Cenâb-ı Lemyezel öyle takdir buyurmuş ve Nur-u Muhammedi adında bir nur halk etmiştir.

Bu nuru bütün kâinata göndermiştir.

Nasıl ki bir merkezde elektrik dürbünü var bundan 16 bin, 100 bin Volt ceryan çıkıyor, bu ceryan yaratılan insan vücudunun tahammül hududuna yarayacak voltajda gönderilmek arzulandı.

Ve bu nur, bütün kâinattaki canlı, imanlı imansız, münkir, kâfir, halim, velî, zalim münafık kim olursa olsun herkesin kalbine Nur-u Muhammedi mevcuttur.

Bu Nur-u Muhammediyi harekete geçirip : “Sende Allah’ın Nur-u Muhammedisi var bunun kadrini bil! Kıymetini bil!” diye Cenâb-ı Allah Resûllleri göndermiştir.

Resûlleri gönderdikten sonra Resûller bu voltajdaki cereyanı alabilmek için hususî şekilde yaratılmıştırlar.

Hususî şekilde terbiye görmüştürler.

Hususî şekilde hazırlanmıştırlar.

Biliyorsunuz Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimize Şakkü’l Sadr hadisesi olmuştur.

Elem neşrah leke sadrek…

Biz Onun sadrını yardık ve içini dışını tertemiz ettik.

Bu voltajı alabilsin diye.

Bir küçük elektrik telinde biraz oksidasyon olsa yani oksitleşse orası paslansa ceryanı geçirmez. Elini vurur.

Onun için Resûlleri gönderdikten sonra Cenâb-ı Allah Resûllerin de dayanabileceği şiddette kendinden çıkan feyz ve Kur’ân’ın kelâmları tahammül edemez diye Cebrail vasıtasıyla gönderilmiştir.

Cebrail alıyor Hazreti Resûlün, hazine-i Kalbine tahammül edeceği şiddette gelip boşaltıyor bunu.

Resûlullah Efendimiz de o voltajı indiriyor bizim anlayabileceğimiz şekle sokuyor.

Çünkü Cenâb-ı Resûlullah Efendimiz buyurmuştur:

Kur’ân’ın 7 türlü mânâsı vardır.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 herkes tahammül edemez mânâsına.

Fahreddin-i Razî Tefsir-i Kebirinde der şu âyet, bir âyetten bahsediyor.

-Şimdi oraya girmeyelim uzun olur.-

“Bu âyetin dördüncü tarafından mânâsını söylersem benim kafamı vurursunuz!” demiş.

Onun için herkes tahammül edemez.

Edemediği için Sallallahu Aleyhi Vesellem bize, bizim voltajımıza inecek derecede Kur’ânı, Allah’ın emirlerini indirmiş, bizim kabul edeceğimiz şekilde bize tebliğ etmiştir.

Onun için Kur’ân-ı Kerimde:

Lev enzelna hazelkur’ane ‘ala cebelin lereeytehu haşi’an mutesaddi ‘an min haşyetillahi…

“Eğer Biz bu elinizdeki bulunan Kur’ân’ı dağa indirseydik.

Dağ Kur’ân’ın şiddetinden, haşyetinden param parça olurdu” diyor.

O halde insanın tahammülüne bakın!

Bundan sonra biliyorsunuz Musa Kelimullah, Tûr’a çıktığı zaman kendisine vahy olunacağı sıralarda Kur’ân-ı Kerimde : Esteiuzubillah.

“Ve lemmâ câe Mûsâ li mîkâtinâ ve kellemehu Rabbuhu.”

Vaktaki, vakit geldi.
Musa dağa gitti, konuşmak için, Allah’la.
Kâle Rabbi erinî enzur ileyk.
“Ya ilahî! Bana kendini göster!” diyor Hazrati Musa.
Hazreti Musa celâlli bir peygamber bir Resûldu.

Allah şefaatine nâil eylesin.

Ve mutamadiyyen sual sorardı.

Kale.. cevap geliyor.

“Len tarani.”

Beni göremezsin ya Musa.

“Ve lakininzur ilel cebeli fe inistekarre mekânehu fe sevfe terânî”

“Madem ki sen Benim Resûlumsün arzuladın Beni görmek.

Karşıki Cebele bak ya Musa!” dedi.

“Bak oraya Cebele büyük bir dağa bak!”

Musa mübârek gözlerini çevirdi.

Musa heybetli, iri yarı bir Resûlullahtı.

“Fe lemmâ tecellâ rabbuhu lil cebeli cealehu dekkan ve harra mûsâ saıkan”

Vaktaki Cenâb-ı Allah küçük bir nur huzmesi ile dağda tecellî ettiği zaman dağ an-ı vahidde eriyiverdi.

Eridi mi Musa da

Ve harra Musa saika

Hazreti Musa da yere yığıldı.

Yıldırım vurmuş gibi devrildi.

Âyet Kur’ân-ı Kerimde.

A’raf Sûresinde.

Devrili verdi.

“Fe lemmâ efaka kâle subhâneke tubtu ileyke ve ene evvelul mu’minîn”

“Ya İlahî ben hata ettim. Benim kusuruma bakma. Ben Seni görmek istedim. Fakat ben Sana ilk inananlardanım beni “af buyur!” diyor.

Ondan sonraki âyette.

“Sen git. Sana risâleti verdik kelâmımızı ağzına koyduk.

Git bunları tebliğ et kâfidir. Ve bize şükret!” Ayeti Kerimede Buyruluyor.

Onun için Kur’ân-ı Kerim’de derin derin mânâlar vardır.

Bu mânâlara Kur’ân dilinde tefsir dilinde i’caz derler, i’caaaz.

Dr.M.Derman(k.s)

Vaaz alıntı…

Hayırlı Cumalar…

One thought on “Kur’ân-ı Kerimde Allah’ın kullara hitabı ..

  1. Selam.Ne degerli bilgiler bu karsilasmadan dolayi Rabbime minnettarim..ve ne ince bir nuans var her yazilanda, ben en cok sual kismina takildim, Allahtan bir sey diledigimiz zaman sual sormak gerekliligine…

Bir Cevap Yazın