Hayırlı Cumalar….

Allah’a tam kul olabilmek zordur.

Tam kul olana Allah her şey verir hem de bol bol çünkü Allah zulmetmez. 

Erhamerrahimindir. 

İnsana kendisinden başka hiç kimse de fenâlık edemez. 

Onun için insanlar kendi kendilerine fenâlık ederler. 

Nimet insanlara sevdikleri için verilmemiştir. 

Âhirette nimetlere gark edecek Cenâb-ı Allah iyi kullarını. 

Bu kullar bunları seviyor, bazılarının ağızları sulanır. 

Hayır sevdiklerinden değil, Hakka uydukları için kendilerine ikram olarak verilmiştir. 

Ters anlamayın. 

O halde aziz cemaat öğrendiklerine uyan. 

Öğrendiklerine uyan işi yaparsan tuttuğun zaman kendi işlerin konuşmağa başlar. 

Onun için daima konuşmadan, söz söylemeden evvel söyleyeceklerini tart, ölç, sözü ondan sonra konuş! 

Belki bir dostu üzersin belki bir Allah adamının kalbini kırarsın. 

O anda o adam kendinde olmaz. 

Sahibi işe karışır ve berbat olursun. 

Abdulhamid zamanında İstanbuldaki Aksaray’da bir Eyvallah Dede denilen bir adamcağız varmış. 

Abdulhamid dönemi 1326-27 senelerinde Meşrutiyet ilanı sıralarında.

Orada da Etem Pertev Bey’in eczanesi var. 

Aksaray’da Valide Cami yanında. 

Onun karşısında Muhsin Efendi isminde bir manifaturacı tüccar var. 

Bir yaz günü Aksaray meydanına başında böyle bir tepside dut getirmişler, dut mevsimi satılıyor, herkes dut alıyor. 

Bu Eyvallah Dede denilen bir keşkülü var …. 

Uzun boylu sakallı, Allah adamı kendisi. 

Hiç kimseyle konuşmaz. 

Gelmiş. Dutçu hemen avuçlarını doldurduğu gibi dedenin o yarım kavuk şekildeki keşkül derler doldurmuş ona. 

“Eyvallah!” demiş. 

O Muhsin Efendi bu adama kızarmış. 

Şöyle bir vuruvermiş : “Ne arıyorsun burada?” demiş. 

Keşküldeki dutlar dökülmüş ve keşkülün demiri bizim Dede’nin burasını yırtmış. 

“Eyvallah!” demiş gitmiş. 

Ertesi günü Muhsin Efendi dükkanına geliyor. 

Gece bir rüya görmüş. 

Bu Eyvallah Dede bir ok atmış. 

Muhsin Efendi’nin taak kalbine rüyâda. 

İkinci bir ok taak kalbine. 

Üçüncü ok kafasının yanından geçmiş. 

Sabahtan gelmiş : “Aman ne olacak?” 

Valide Caminin İmamına sormuş.

“Gel efendim müftüye gidelim!” 

Falan bilmem ne derken Müftüye gitmişler. 

Müftü Efendi demiş ki: “Git bu Baba’nın gönlünü al oğlum! Bu rüya iyi rüyaya benzemiyor!” 

Bunları düşünürken öğleye doğru, evden bir haber : “Aman efendim doktoru alın gelin ağabeyim hasta.” 

O zaman Akil Muhtar Bey Allah rahmet eylesin! 

Bizim Hocamızdı tıpta, o İsviçre’den yeni mezun olmuş gelmiş. 

Bir faytona koyuyorlar götürüyorlar onu Aksaray’daki şeye. 

Gidiyor ki büyük oğlu hiç daha bişey yokken yok “hop pat!” diye ölüyor. 

İkinci günü ikinci oğlu “Güm!” diyor gidiyor. 

Müftü bilmem bazı meşihattan adamlar Eyvallah Dede’ye gidiyorlar diyorlar. 

“Aman!” diyorlar. 

“Biz bir hata işledik yapma gitme!.” 

Diyor ki : “Muhsin Efendi benim elimde bişey yok!” diyor. 

“Ben Allah’ın basit bir kuluyum. Siz onu ittiğiniz zaman, burama keşkül vurduğu zaman, ben kendimde değildim!” diyor. 

Kendinde olmadığı zaman Sahib-i Hakiki karışır. 

İnsandaki Nur-u Muhammedi’nin Sahibi karışır tepeler insanı. 

M.DERMAN(k.s)

Vaaz alıntı…

2 thoughts on “Hayırlı Cumalar….

  1. Münir Derman hazretlerinin sesinden dinlemiştim youtube üzerinden bir kayıtta , gerçek olması sebebiyle çok ibret alınası bir hadise.
    Bu arada konu dışında kalıyor ama zaman zaman Münir Derman hocamızın fikir ve görüşlerine müracaat etmek , o olsaydı neler söylerdi dediğim bazı konular oluyor , acaba siz evlatları ve torunlarına iletebilirsem , onun görüş ve düşünceleri ile beni aydınlatabilir misiniz ? bu konuda paylaşım yapabileceğiniz bir mail adresi varmıdır acaba ?

    1. Hayırlı Günler dilerim öncelikle..
      Bize emanetleri ,sizlerle paylaştığımız tavsiyeleri düşünceleri zaten kitapları ,ses kayıtlarında mevcut .Yine soracağınız bizimde cevap verebileceğimiz bir konu olursa site mail adresinden yazabilirsiniz her Zana’n..bizlerde bize bıraktığı yazıları ile aydınlanıp öğreniyoruz şükür..sevgiler

Bir Cevap Yazın