Kadir Gecesi

Kadir gecesini her müslüman bilir, ta’zim eder. Münkirler de bu geceyi bilir, fakat dillerini bu gece için oynatamazlar… Bir ke­lime ile mübâreklerin mübâreği bir gecedir…

Bu güzel geceyi anlatmadan evvel, gece nedir, onu biraz karış­ tıralım, sırlarını görelim; sonra da Kadir gecesini birlikte dolaşalım…

Gece, rûhânî… Gündüz cismâni: âlem remzidir… Bütün muz’i ecrâm karanlığın nâmütenâhiliği içinde parlarlar… Kendilerini an­ cak karanlıkta gösterebilirler veya bizim görme hassamız onları ge- ce görebilir… Bu iki ters cümle üzerinde biraz düşünmenizi dilerim…

Karanlık nâmütenâhi mülk-i ilâhîde, aydınlığa nazaran çok ga­ liptir, rûhanî âlemdeki nûrun temsili kamerdir… Kamer aynı zaman- da ruhun âlemidir… Bedr-i tâm zamanında rûhanî çalışmaya delâ­ let eder… Gece namazı Resû1-i Ekrem’e farzdır.

Niçin, Şakku’l-Kamer hâdisesidir de, Şakku’l-Şems değildir?.. Hasefe’l-Kamer’dir de Küsûfe’l-Şems değildir?.. “Vecmüaşşems, Ve’l-Kamer” dir de niçin “Vecmie’l-Kameri ve’ş-Şems” değildir?

Kudret-i Süphaniye Settâr esmâsı kanalından tecellî eder de ondan… Ecrâmın karanlıkta parıldaması ibâdetin karanlıkta olanı parlar olacağına işarettir… Güneş aya giriyor… Niçin ay güneşe girmiyor?.. Hem ay küçük olduğu halde… Bütün mevcûdâtın ve mahlûkâtın yok olacağına ve Settâr’ın içinde kaybolacağına işaret- tir… Aynı zamanda kıyâmete işarettir…

Rûhanîyetin daimî olarak cismaniyete hâkim olduğunu ifade eder.

Bundan dolayı gündüz ile gece yapılan ibâdet arasında muazzam fark vardır…Gündüz cesedin ibâdeti, gece ruhun ibâdeti yapılır. Mi’râc bile gece vakti olmuştur… Hayy esmâsının tecellîsi daima Settâr esmâsiyle kapanarak, örtülerek olur… Hangi tohum örtülmeden intaş eder? Arı, balını yaparken kimseye göstermez… İnsan alâkası gizli olarak büyümeğe başlar… Ölünün cesedi bundan dolayı defne dilir… Vahy gelirken “Üzerimi örtün” diye Cenâb-ı Resûl’ün buyur­ ması, sıcak iklimde üşümesinden değildir… “Beni örtün!”Vahy’in şid­ detinden husule gelen ihtizazın örtülmesini, görünmemesini, Settâr esmâsına karşı olan edep için örtülmesini emir buyurmuştur… Cenazeyi tekfin de bu edep için yapılır… Setr-i avret Hayy esmâsı- nın tezgâh ve teferruatı olan yerler için emir olunmuştur…

Edep yeri âşikâre olan hiçbir canlı mahlûk yoktur… Hepsi fıtrî yaradılış icabı bir uzuv kısmıyla örtülüdür… Kimini kuyruk, kimini gulfe, kimini kıl, kimini tüy örtmektedir… Yalnız insanlarda bu gi­ bi yaradılıştan teşrihî bir örtü olmadığından, (Bu yaradılış murâd-ı ilâhîdir) insanlara telebbüs lüzumu, te’sirat-ı hariciyeden sıyânet ba­ hanesiyle setr-i avret mecburen ve habersiz yaptırılmıştır… Örtü Settâr’ın nâibidir. Esmânın dünyada nâibi varsa evvelden mevcut­ tur. Nâibi yoksa sonradan emirdir.. Bu, büyük dinî hakîkatların bir kapı aralığıdır. Bunu anlayan, kapı aralığından hakîkatların illetleri­ ni, sebeplerini, niçin öyle olduklarını, nehiylerinin esasını anlamış olur. Bâzı cümle ve kısa anlatışlar binlerce kelimenin, yüzlerce lâf- zın küçültülmüş ve akla sokmak için hazırlanmış usûl ve yollarıdır…

Gece ve geceler insana daha yakındır gündüzlerden… Resûl’ün sırtındaki siyah mühr-ü nübüvvet, dünyada siyah ırkın bulunması, bu siyah derili insanların yaradılışındaki hikmeti düşünüp anla­ mak herkese nasip değildir… Hacer-i Esved, Kâbe örtüsünün siyah oluşu insanları düşündürmelidir. Bunlar tesadüfî şeyler değildir…

Hâlık, “Geceye kasem ederim” diyor… Karanlık yere daima her cansız cisim bile hürmet ediyor. Farkında mısınız?.. Güneşin ziyâsın­ da birçok dalgalar mevcuttur. Fakat aydınlık dalgaları hailleri geç­ miyor; geçemiyor değil…

Dikkat buyurun… Karanlığı aydınlatmamak için röntgen şuan her şeyi delip geçiyor. Fakat kendini göstermiyor, kendi görünmü­ yor… Gündüzü mü seversiniz geceyi mi?.. Ne söylerseniz inanılmaz, muhakkak geceyi seversiniz. Çünkü insanların yaradılışında gizli bir istek vardır.. Geceyi sevmek… Hakikî sevgi ve kulluk gece belli olur. Fosforun gece parlaması tesadüfî bir şey değildir; bir hikme­ tin ve bir sırrın gizli kapaklı izah ve ifadesini haykırmaktır. Fosfor böceklerinin zikri gecedir. Ondan dolayı her bağırışlarında parlar, sönerler… O halde gece:

1 – Geceye “Kasem-i İlâhi” verilen ehemmiyet ve kıymetin ifadesidir.

2 – Güneşin küçük aya girmesi, Settâr’da her şeyin eriyeceği­ ne, geceye verilen kıymetin ifadesine, bir gün kıyâmet kopacağına delâlet eder. Şimdi geceyi tariften sonra KADİR Gecesine gelelim:

Bu tarif edilen gecelerden birisi değildir Kadir gecesi… Ed-Du­ han Sûresinin 4 üncü âyetinde zikredilen gece.. Bu gece, Kur’ân kül halinde Levh’den inmiştir… Sonra senenin içindeki bir gecede de parça parça inmeğe başlamıştır. Bakara Sûresinin 185 inci âye­ tine göre, Ramazan ayına tesadüf eden bir gecedir. “Biz onu Kadir gecesi indirdik…”

“Kadir gecesini Ramazanın son haftasında arayınız…”

Elimizde Allah ve Resûl’den müntakil bilgilerimiz bunlardır…

Kadir gecesi, muayyen bir gece değildir. Bir sene tek gecede, bir sene çift gecede olmak üzere seyr ve intikal eder… Ramazan ayı da o geceye tesadüf etsin diye mevsimlere göre değişir.

İnd-i İlâhîde evvelce böyle bir gece murad ve tesbit edilmiştir… Ramazan daima bu gecenin bulunduğu aya tesadüf eder. Kur’ân-ı Kerim’in bu gece inmesi tensîb-i İlâhîdir. Ramazan ayı kamere göre olduğundan, senenin diğer muhtelif mevsim ve aylarında seyr ve intikal eder.

Buna nazaran, Kadir gecesi, İnd-i İlâhi’de sabit ve muay­ yen bir merkez noktasıdır. Güneş muayyen bir burca dünyayı aldığı zaman bahar nasıl geliyor, nebâtat uyanıyorsa, senenin muh­ telif zamanlarına ve mevsimlerine tesadüf eden kamerî Ramazan ayı o gecenin zarfı mahiyetindedir.

Herhangi gece, (O Kadrin, şerefin merkezine) geldiği zaman Kadir gecesi oluyor, Kadir ismini alıyor, rahmet açılıyor… İnd-i İlâhide sudûr muayyen bir zamanda oluyor. O sudûr hangi geceye tesadüf ederse Kadir ismi ona intikâl ediyor… Gece sabit değildir. Rahmetin sudûr merkezi sabittir. Sudûr muayyendir.. Muayyen bir zamanda oluyor. Tesadüf ettiği geceye şerefini saçtığından o gece Kadir gecesi ismini alıyor. Gök kapıları açılıyor diyoruz… Dedeleri­ mizden gelme güzel bir tabir.

Şerefin, kadrin, rahmetin sudûru İnd-i İlâhide muayyendir. Settâr ile örtülü olduğundan o sudûr zamanı bir geceye tesadüf ediyor.

Rahmetin sudûru hangi geceye tesadüf ederse o gece sudûrun şerefine mazhar olduğundan Kadir gecesi ismini alıyor… Bu sûret­ le bütün senenin geceleri bu şerefe mazhar oluyor. Ve Settâr’ın gö­ rünür nâibi olan geceler Kadir şerefinden nasîbini alıyor… (Adâ­ let-i İlâhi) …

“Gece karanlık zamanıdır. Câhiliyyet devridir. Cihanın hakikî irfan ve nurdan mahrum olduğu zamandır. Resûl-i Ekrem gelmeden evvel insanlığı böyle bir gece sarmıştı. Böyle karanlık bir gecede bir devirde insanlık nurlara garkoldu, karanlıklar kalktı, Resûl’e gelen vahy ışıkları ile parladı.” diye tefsir ve tarifler de mevcuttur.

Gece cehâletin remzi olamaz… Nur geceden çıktığına göre na- sıl olur?.. Cehâleti gideren de geceden çıkan nurdur… Yıldızlar gece parlarlar… Bu bir âyettir… Geceyi cehâlete remz ve temsil yapmak biraz edep dışı bir iştir.. Belki de inanmıyanların aklına dökeme­ mek aczinin verdiği garip bir tarif olup, nezaketten doğmuştur bu tef­ sirleri… Bin geceden hayırlı olan bu gece diğer geceleri küçültmez. Her geceye nasip olduğu için her gece bu gecenin feyzinin ışıklarına sırası geldikçe çarpıyor…

Fecirde ışıklar başladığı zaman gece Kadirlikten çıkıyor. Nasî­ bi bitiyor demektir. O halde gece nasıl câhiliyyet remzi oluyor?.. Olamaz… Gece ve geceler olmazsa nûrun kıymeti kalmaz. Nur, feyz görünmez…

Gül kokusu, gülü bıraktığından koku her tarafa yayılır… Ko­ ku görünmez, yayılır. ”Benden sonra Peygamber yoktur.” mübârek sözü Allah’ın bir ihsânıdır . Bu söz Resûl-i Ekrem’in dininin şeref perdesidir. Bu gül kokusu, bu ihsan, bu şeref Kadir gecesi hürme­ tine beşeriyyete Resûl ile bildirilmiştir… Bundan nasîbi olan kork­ maz. Zaten haktan gayrı olan varlıktan korkmak gizli bir şirkten başka bir şey değildir. Allah’a dayananın korkusu olmaz, olamaz da…

Kadir gecesi idi… Hastalığı ilerlemiş, ateşler içinde yatıyordu… Dudaklarından Allah’ın mübârek kelimeleri süzülüyor… Sevgili kızı başucunda idi. Gözlerinden inci daneleri sedâsız dökülüyordu … Kızı­ nın güzel gözlerine fersiz gözlerini dikti:

– Sevgili kızım, Kadir gecesi bu gece değil mi? dedi. Kızı:

– Evet baba, der gibi gözyaşlarını eliyle sildi. Baba, tekrar kızına baktı:

– Artık ayrılmak zamanı geldi. Yolumuza gidelim, ben ölme- ğe sen yaşamağa kızım. Hangisi daha iyi?.. Bunu Allah’dan başka kimse bilemez, dedi. Kadrin rahmet, şeref ve kokulariyle gidiyorum…

Resûl’ün mübârek ismini anarak ruhunu teslim etti… Fecr ışık- ları başlarken bu Allâh’ın velîsi her zaman şöyle duâ ederdi (Duâsı kabûl oldu da Kadir gecesi ruhunu teslim etmişti):

“Ey gözlerin görmediği, fikirlerin varamadığı, öğücülerin öve- mediği, hâdisatın değiştiremediği, mesâip ve belâyanın korkutama- dığı, Zât-ı Ecelllâlâ. sen ki dağların kaç miskâl, denizlerin kaç litre, yağmurların kaç katra olduğunu, ağaçlarda kaç yaprak bulunduğu­ nu, üzerlerine kaç gecenin karanlığı yayıldığını, kaç gündüzlerin ay- dınlattığını bilirsin. Senden hiçbir gök öbür göğü, hiçbir yer diğer bir yeri örtüp gizleyemez, hiçbir deniz karnındakini, hiçbir dağ sinesindekini saklayamaz… Ey bu evsâf-ı Celîle ile mevsuf olan Kaadir-i Mutlak… Lûtfet de benim ömrümün en hayırlı zamanını son dakikam ve en düzgün işimi işlerimin en sonu kıl… Günlerimin en mübâreğini de Sana kavuşacağım gün eyle… Yâ Erhame’r-Râh

O gün Kadir gecesi fecr ile ölmüştü.

M.Derman(k.s)

Allah Dostu Der ki…

Hayırlı Kandiller

2 thoughts on “Kadir Gecesi

  1. Merhaba .kiymetli hocamızın su kitabını Temin etmek istiyorum.

    1. Hayırlı akşamlar.

      0 (542) 220 90 15 hasan bey Turbedar iletişim sağlarsanız.kargo ile elınıze ulaşır .

Bir Cevap Yazın