Hayırlı Cumalar🕋

Rasûlü Sallallahu Aleyhi Vessellem.

“Allah’ın yer yüzünde seyahat eden melekleri vardır” diyor. Cenâbı Rasûl söylüyor.

“Salât-ü Bana onlar iletirler!” diyor.

“Bilhassa Cuma günü bana çok selat-ü selâm getirin!” diyor. “O gün salât-ü selâmlar Bana arz olunur” diyor.

Her Müslüman bulunan yerden melek jetleri kalkar Aziz Müslümanlar.

İstersen bir vilâyette üç yüz bin kişi içinde bir tek İslam olsun. Oraya görünmeyen melek jetleri tayyareleri gelirler.

O salâvat-ı Şerifeleri aldığı gibi doğru Ravza’da Rasûli Sallallahu Aleyhi Veselleme arz ederler onlar.

Rasûlullah söylüyor, şaka maka yok!

İster inan ister, ister inanma!

O halde her islama salâvat-ı şerife farz!

“İnnellahe ve melaiketehu yüsallune alen nebiyy ya eyyühellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima”

İşte âyet-i kerime.

Yalnız, ömründe bir defa getiren bu farzdan kurtulur. Ömründe bir defa “Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed!” dedi mi bu âyet-i kerimeye göre salâvât-ı şerife farzından kurtulursun.

Kurtuldu!

Yalınız müslümsen eğer salâvât-ı şerife getirmek sana vâcibtir. Müslüm ne demek?

İslam ne demek?

İslam, ben İslam oldum demek.

Müslüm, kafasını secdeye koyan demek.

Teslim olmuş o da İslamdır.

“İslamım Elhamdulillah” tamam oldu.

Nüfus kağıdında Hanefi, Hanbeli, Şâfi’ ne yazarsa.

“Efendim ben İslamım Elhamdulillah!”

İyi oldu iyi hayırlı olsun!

O bir defa ömründe salâvât-ı şerife getirmek farzdır insana. Müslüme salâvât-ı şerife vâcibtir oğlum!

Onun için namaz kılanlara Cenâb-ı Peygamber bunlara haber vermeden yaptırıyor bu vâcibi.

Ettehiyati biter :

“Allahümme salli alâ seydina muhammedin ve alâ âl-i seydina Muhammed kemâ salleyte alâ İbrahim ve alâ âl-i ibrahime inneke hamidün mecid!

Allahümme bârik alâ seydina muhammedin ve alâ âl-i Muhammed kemâ bârekte alâ ibrahime inneke hamidün mecid!”

İşte bunlar salâvât-ı şerife bu vâcibler de böyle yapılır. “Ama ben daha başka yapacağım!”

Abdest al sokakta giderken; söyle dur, söyle dur! Söyle içinden ama başkası duymasın.

Gösteriş olur!.

Gösteriş olmasın!

Salâvât-ı şerife diyip de geçmeyin haaa! Öyle telsiz vasıtasıdır bu kiiii!…

(Devamı bir sonraki kayıttadır…)

KAYIT 45

Salâvât-ı şerife diyip de geçmeyin haaa!

Öyle telsiz vasıtasıdır bu kiiii!…

Bir gün Ahmedi Rufaî Hazretleri ile Abdulkadir Geylanî Hazretleri oturuyormuşlar.

Bir duvarın dibinde çölde.

Genç bir çocuk gelmiş yanlarına 18 yaşlarında felan.

Demiş “amuca” demiş “siz şeyh misiniz?” demiş.

Abdulkadir Geylanî celâlli.

Allah şefaatini nâil eylesin!

Hazreti Rufaî de mülâyim böyle.

“Şeyhiz ya!” demiş.

“Siz demiş hani böyle, bazı şeyler yaparsınız!”

İşte kerameti anlatacak :

“Hani şöyle hiç kimsenin yapamadığını yapabilir misiniz?” “Ohoooo ben neler yaparım!” demiş Abdulkadir Geylanî, “Neler yaparım ben!” demiş.

“Peki demiş madem yaparsın demiş ben birşey yapıyım ondan sonra da sen yap!” demiş.

“Peki ne yapacaksın?”

“Ben demiş bi gizleniyim beni bul!” demiş.

Çocuktur.

“Peki gizlen oğlum!” demiş.

Şöyle duvarın arkasına geçmiş çocuk oradan: “Amuca oldu!”demiş.

“Ara beni!”

Abdulkadir Geylanî kalkmış duvarın arkasında yok. Bir yıkık duvar. .. gibi bir şey.

Ordan bak, buradan bak.

Hazreti Rufaî bakmış.

Eee ortada kuyu yok!

Kaçsa görünecek!

Vay anasına yokkk!

Abdulkadiri Geylanî Gavsiyyet kuvvetiyle bütün dünyayı dönmüş.

Bir aramış dünyayı.

Yok efendim yok!

Bir daha bir saat aramış yok.

Hazreti Rifaî Hazretleri de yıldızlarda mutasarrıftı. “Kardeşim demiş sen bir yıldızları bak!” demiş.

Bunlar deli sözleri gibi oğlum.

Başkası dinlese bizi : “Bunlar deli lakırdıları mı anlatıyor!” der.

Asıl delilik bunları anlamamaktadır.

Hazreti Rıfaî, bütün yıldızları dolaşmış.

Yok çocuk yokkk!

İkisi birden üç saat, yok çocuk!

Nihâyet gelmiş oturmuşlar bulamamışlar.

İş başkaaa!..

Abdulkadir Geylanî demiş ki : “Oğlum seni bulamadık çık bakalım nerdesin?”

Çocuk duvarın arkasından çıkmış gelmiş.

Demiş : “Nerdeydin oğlum?”

“Ben Ravzadaydım!” demiş.

Ravza-yı mutahharada!

Tâa Bağdattan bir salâvât-ı şerife çekiyor,

Çeker çekmez salâvât-ı şerifeyi Ravza hüüp çocuğu emiyor. Çünkü Ravza’ya İzn-i İlahî olmadan ne bir melek-i mukarrib hiç bir şey yanaşamaz.

“Sakın terk-i edebden, kuy-u Mahbubu Hüdâ’dır bu! Nazargâh-ı ilahî’dir Makam-ı Mustafa’dır bu!”

Dr.M.Derman(k.s)

Vaaz alıntı…

Bir Cevap Yazın