Hayırlı Cumalar…

Soğuk, kar koruğa dokunur.

Üzüme dokunmaz.

Olmuşa dokunmaz.

Herkes eline bir asa alır amma, Musa da alır. Bizim elimiz nerde Musa’nın eli nerde.

Bu lakırtıları biraz deşerseniz oğlum,

İçinde çok şeyler var.

Yağmur çemenlere ne yaparsa, çemene yağmur…

Aha biz bu sözlerimizlen de size onu yapmak istiyoruz. Çünkü, sizde o çemen var.

Çemen çünkü secde eder.

“Ven necmu veş şeceru yescudan.” Âyet-i kerime. Necm Arapçada çemen demek.

Müfred olarak kullanırsa necm, çemen Arapçada. Nücum olursa yıldız manasına (gelir) Kur’ân-ı Kerim lisanında.

“Ven necmu veş şeceru yescudan.”

“Çemen ve ağaç secde ediyor” diyor.

Bütün kuşlar secde ediyorlar.

Ama siz bunun farkında değilsiniz.

O halde kâinat bir tesbih, bir Allah’ı hamd ve senâ silsilesinden başka bir şey değildir.

Rüzgar esti mi yoldaki tozları, mozları kağıtları kaldırır. Onların arkasına girer.

Rüzgar kendini göstermez.

Bu hareketler de böyledir!.

Onun için her insanın içinde Hakk’tan yaratıcısından bir tad vardır.

Onun için Peygamberler dışardan seslendi mi,

İnsanların canı içinden hoplar ve secdeye kapanır.

İslamın niye secde yaptığını, niye oruç tuttuğunu, niye zekat verdiğini, niye sadaka verdiğini, büyüklere hürmet ettiğini, hiç hiddet etmediğini, İslamda hiddet yoktur oğlum!

Bu işin şu Secde-i Rahmân’dan kapanıp da televizyon gibi bütün manevî alemi görebilmek için katiyen hiddet etmeyeceksiniz.

Bu çok büyük bir iştir.

İslam dininde yasaktır hiddet.

Kızmayacaksın bir şeye!

Koyun gibi : “Peki!” diyeceksin.

“Efendin buna ahmaklık derler!” Ahmaklıktan asıl hamaklığa gidilir. Hamaklıktan da asıl akıllılığa gidilir oğlum!

Deli olmadan Velî olmaz insan.

Onun için hiçbir şeye kızmayın!

Evinizde ailenize karşı daima munis güler yüzlü olun. Çocuklarınıza karşı : “Baba şunu isterim, baba bunu isterim!” Kızma! Kızma!

Okşa onu, okşa!

“Peki oğlum!” de.

“Para elimize geçerse alırız!”

Katiyen kızma, yolda birisi sana çarpsa kızma!

Ama bazı kızacaksın.

Kızacak yeri ben anlatayım.

Evvelsi günümü idi Hafız Efendi, şeye gidiyorduk.

Öğlen namazından sonra hangi camii o.

Bahçelievler’e gidiyoruz.

Para verdiler ordan ki : “Hoca efendi dediler her gün bu parayla gidip gelirsin!” dediler.

Orda taksi bulamadım.

Bir dolmuş gidiyordu.

Elimde de cübbe.

Bu dolmuşa giriverdim.

6-7 dakka var, ezana.

Şoföre dedim ki : “Oğlum!” dedim.

“Biraz çabuk gitmek mümkün mü?” dedim.

“Ben dedim orda vaaz yapacağım!” dedim.

Şimdi benim yanımda da bir adam oturuyor.

Gözlüklü, kıravatlı temiz giyinmiş bir adam.

“Peki dedi yetiştiririm ben Hoca Efendi seni!” dedi.

Vaiz olduğumu söylediğim için “Hoca Efendi” dedi.

Ben böyle oturuyorum.

Bu da naylona sarılı dizimde.

Bu adam döndü bana :

“Sen dedi vaaz mı yapacaksın?” dedi.

Dedim : “evet!” dedim.

“Camide bir iki lakırdı konuşacağım!” dedim.

“Peki dedi orada dedi neler söyleyeceksin!” dedi.

“Aklıma ne gelirse, eserse onu söyleyeceğim!” dedim.

Kızmıyorum.

“Peki” dedi “ordakilerine sen söylesene!” dedi.

“Camilerde gelenlerin hepisinin ayakları kokuyor!” dedi. “Çamurlu pisli giriyorlar oraya!” dedi.

“Onları söyle onlara!” dedi.

Şimdi burada susulmaz oğlum!

Sen yine kızma böyle bir şeylen karşılaşırsan yine hiddet etme! Çünkü oradaki vereceğin cevabı bilmezsin.

Herif bir pehlivan olur. Seni döver.

Ama cılız görüp de şu karınca gibi az önce demin anlattığım karınca gibi pehlivanlar vardır.

Padişah zamanında bir veli var 70 – 80 yaşında Yahya Efendi. Anadolu Hisarında güreş pehlivanlar.

Yağlı güreş. 140 okka herifler.

Yağlı güreş sebebi yağlı olmasa tuttu mu koparıyor adamı! Avrupa’dan bir adam gelmiş hangi pehlivan çıkıyorsa altına vuruyor.

Padişah deli olacak : “Şunu yenecek yok mu?”

Yahya Efendi demiş ki : “Şevketlüm müsade et” demiş “şununla!”

“Aman demiş Hoca Efendi!”

70 Yaşında benim gibi kambur böyle.

“Aman etme demiş Hoca Efendi!”

“Müsaade edin Şevketlüm!” demiş,

Yahya Efendi çıkmış.

Herife bir el ense vurduğu gibi belini kırmış herifin. Haaaa bu o kuvvete benzemez oğlum.

Böyle kazığı dikti mi hiçbir kimse gelse elini çeviremez aşağıya…

“Onlara” dedi “söyle” dedi.

“Ayaklarını” dedi, “çorapları delik, pis pis kokuyor, secde yapılacak yerler!”

Sen dedim : Bunu aklınlan mı söylüyorsun? Yoksa gittin mi oraya?”

“Öyle söylüyorlar!” dedi.

“Senin dedim ayağındaki çoraplar dedim ipek değil mi?” dedim. “Temiz?”

“Temiz ya!” dedi.

“Ben o Secde-i Rahmâna kapanıp ayakları kir kokan, ayakkabısı delik çamur olan adamın tabanını öperim ama!” dedim.

“Senin nerene bile tükürmem. İn deyyus aşağı burdan!”

“Durdur şurda arabayı!”

Şöfor durdurdu arabayı. “İn aşağıya!” dedim Bir celâl geldi bana.

Şöfor : “Evet beyim dedi in aşağıya!” dedi. İndik aşağıya.

Torbayı bıraktım oraya.

Önce : “Bi şöyle tuttum mu boğarım!” dedim seni herife. Hiç sesi çıkmadı.

Allah aslan gösterdi beni ona herhalde.

Ondan sonra bindik arabaya gittik.

Zaten şeye hiddetli çıktım.

Allah affetsin kürsüye.

Onu sen bırak adamına, karıncaya bırak oğlum! Karınca onu temizler sen otur.

Onun için su da daima kalmak balığın kârıdır oğlum! Yılanın değil.

Bu denizde öyle balıklar vardır ki yılanı bile balık yaparlar. Onları ara buluver. Allah Dostunun ihsanına uğramak büyük bir iştir.

Cömertlik bile utanır yanında.

Çok söze daldık yav hikayeyi söyleyelim derken biz hikaye olduk be!

Biraz da hikaye söyleyelim canım insanlar bunalıyor.

Dr.M.Derman (k.s)

Vaaz alıntı

Bir Cevap Yazın