Onun için aziz cemâat…

Dünyâ çürük bir cevizdir, onu uzaktan seyreyle. “Ceviz bak ne güzel!” dersin ama içi çürüktür. Alıp açtın mı içini canın sıkılır cevize benzer içi, yersin bozuktur ceviz zehir gibidir tükürürsün, uzaktan seyret.

Onun için Cenâb-ı Peygamber: “Ed-dünyâ secenün mü’min, cennetü’l- kâfir” demiş.

Dünyâ, hakiki mü’min için “secen”dir bir nev’i cehennem azabıdır. Kâfir için de cennettir “oooh!”

Ne yapalım?.. “Bu gün yaptığım yanıma kâr çünkü toprak olacağım!” der.

Ötekisi Ru’yetullah’ı görecek, mahkeme-yi kübrâda milletlerin edebsizliklerini nasıl ettiğini görecek,Resûlullah’ı görecek.. “Aman! Aman! Aman! Aman!” derken işte islim üzerindedir o!. Onun için sıkıntı içindedir.

Böyle yaparsan, ALLAH insanın gözüne bir sürme çeker ağam!

Her türlü doğru yolu görürsün, böyle olursan kendi gözünü bırakır O’nun gözüyle görmeye çalışırsın. Kendi aklını bırakır O’nun sözünü tutarsın.

“Efendim namaz ne olacak ki? Yat kalk, yat kalk!”

Akıl bunu diyor: “bu boyuna 30 sene kıl kıl bunun sonu yok!” akıl böyle söyler. Sen bırak onu ALLAHböyle mi diyor? sen yap!

Namaz, oruç, bütün ibâdat insanın şeklini değiştirmez. 2 kulaklıyken 3 kulaklı yapmaz. 3 cm. kulağın varsa 4 cm. yapmaz onu. Kilon 50 ise 52 olmaz! Gözün mâvi ise sarı olmaz!

Saçın sarı ise siyah olmaz! Beyaz ise kırmızı olmaz!. Peki ibâdet ne yapar?

İbâdet, insanda bulunan bir Lema-yı İlâhiye ve Nûr-u Resûlullah vardır, onun ortaya çıkıp onunla seni işletmesine yardım eder, ibâdet budur.

Onun için binlerce senedir binlerce kişi dünyânın her yerinde her vaktında Kâbe’ye teveccüh edip hepALLAHa secde etmektedirler.

Muhiddin Arabî, İmâm-ı Gazalî, İbnu’r-Rüşd, İbnu Haldun, bilmem efendim Abdulkadir Geylânî, Ahmed er-Rufâî, Ahmedi Halvanî, Abdurrahmanı Sebkî ne kadar İmâm Azam, İmam Mâlik, İmam Şafi, İmam Hanbelî binlerce, milyonlarca ALLAH’ın büyükleri gelmiş, kitabları hâlâ devâm etmekte. Bunlar mı akılsız da yeni şimdi Fizik Âlimi akıllı?. Akılla karıştırmayacaksın.

Çünkü şu mihrabda hakîkî saâdetin anahtarı şu oyukta gizlidir. ALLAH’ın rahmeti Kâbe büyük bir adesedir, büyük bir adese.. Rahmet-i İlahî o adeseye iner, oradan bütün kâinat perdesine akseder. Onlar gelir gelir gelir, nasıl ki radyo dalgaları bütün Ankara’nın her tarafına dağılır kimin anteni varsa ona gelir.. Nerede mihrab varsa o mihrabdan içeri girer, İmam Efendinin kalbinden geçer bütün buradaki saf bağlamış mü’minlerin kalbinde tecellî eder. Feyz-i İlâhî bu..

İşte İslâm’da Devlet dedikleri budur. Diğerleri arada bir kapı gıcırtısı gibi kalır, ve esâsen de öyledir.

Bu sözleri Sırr Köşesinin Kapısının Gıcırtısı olarak kabul et sen! Bu ses kapının kapanmasından mı gelir, yoksa açılmasından mı buna da dikkat etmek lâzım

Bir herif gelir: “Efendim beb Veliyyullah oldum!” “Ne?” “Ses alıyorum, ne? bana ilham oluyor! ne? Vahiy geliyor”

Kapının kapanma gıcırtısıdır ooo!. Açılış gıcırtısında insanın dili kapanır.. Kapı sesi duyulur kapı görünmeeez! Çok tuhaf bir lakırdı bu!. Sesi duymazsınız görürsünüz!. “Ses görülür mü?” Görülüüüüür! Kapıyı da göremezsiniz..

Onun için Cenâb-ı Peygamber: “Verdiğini geri alan kişi kustuğunu geri yiyen köpeğe benzer!”

ALLAH’ın emrinden, nehyinden başka bir şeyin etrâfında dönüp-dolaşmamak lâzımdır.

Çocuğa verilen memeden çıkan süt, geri dönmez oğlum, akar gider..

Hevâ hevese kapılma! ÂD Kavmi’nin felâketlerini târihte okuyorsun.

Balık, heva hevesine kapılarak oltanın peşine düşmüş, kızgın tavaya düşmüştür oğlum!

İhlas sâhibi olanlar verdiğini geri almazlar, sözünde dururlar….

Vaaz alıntı

Dr.M Derman(k.s)

Bir Cevap Yazın