Cumamız hayırlı olsun…

Arılar gelir çiçeğin üzerine konar.

Çiçeğe hiçbir zarar yapmadan oradan balı alıp nasıl giderlerse insan öyle çalışması lazımdır.

Tutuşmuş ateş üzerinde kıvılcımlar, binlerce kıvılcım çıkar. Yanar sönerler, yanar sönerler.

İşte bütün kâinatta da her şey böyle her an ölüyor ve her an var oluyor.

Biz onun farkında değiliz.

Bak bu elektrik saniye de 60 defa yanıp sönüyor.

Biz onu göz ve hassamız onu idrak edemediği için devamlı addediyoruz…

Yalnız insan ibadetini düşünür.

Muhakkak bir gün karanlıklar aydınlanacak insanda. İnsanı hapseden şeyler kendi içindedir.

Geçmişte yapılmış, yapılan yanlış hareketler, elem, Geçmişte yapılan iyilikler ise saadet verir.

Onun için gençlere söylüyorum.

Gezsin, sinemasına gitsin.

Futbol oynasın.

Şunu yapsın, bunu yapsın, cesedinlen bu.

Gıpta etmesin!

Haram yemesin!

Kimsenin ırzında olmasın!

Büyüklerine hürmet etsin!

Küçüklere hürmet etsin!

Fakat namazını kılsın!

Bu başka o başka.

İnsan biraz da ma’siyyet ister.

Onun için Cenâb-ı Allah diyor ki :

“Herkes temiz ve doğru olaydı. Ben fenâlık yapacak bir cemaat halk ederdim.” diyor.

O halde Cenâb-ı Allah insanlarda bir ma’siyyet istiyor.

Bu ma’siyyete istemezse idi cennetten Hz. Âdem kovulmazdı.

Karlı bir tepede duran adam nasıl başının üstünde bir sonsuz mavilik bulursa, kendi nefsine hakim olan da buna benzer. Böyle bir insanı bu dünyada sarsacak hiçbir kuvvet yoktur…

Billur; aha şu yapma billur.

Bu billur değil tabi.

Uydurma yalancı billur.

Bir billur alınız elinize.

Billur parçasının her yanından nüfuz eder ışık. Her taraftan başka renk verir.

Fakat billur ışık mıdır?

Hayır!

Billur yine, bir kum tanesinden başka bir şeydir. Çünkü billur cam kumdan yapılır.

Ama billurun şu billur!.

Acaba donmuş bir sis olmasın billur.

Kim aksini iddia edebilir.

Onun için insan aklı muayyen bir hududda durur. Ötekisine hürmet etmek lazımdır.

Gökyüzü gözle görünen Allah’ın kudretinin en büyük delilidir.

Allah sana ruhu vermiştir.

Ruh, hiçbir zaman kendisini verene hıyanetlik etmez oğlum. Ama biz bambaşka olduk.

Bu dünyada hayatta cezalanmamış cinâyetler, Mükafatlanmamış faziletler daima vardır ve olacaktır.

O halde bunların mahkeme edilecekleri başka bir hayat muhakkak zaruridir oğlum.

Aha basit bir mantıkla çıkıyoruz.

Bu dünyada birçok cinâyetler işlenmiştir.

Bu dünyadan birçok faziletli adamlar geçmiştir.

Öyle cinâyetler işleyenlerin cezaları dünyada bazıları cezasını görmemiştir.

Bazıları da faziletlerinin mükâfatını görmemiştir.

Hani Cenâb-ı Allah âdildir.

Âdil ise, bunların faziletlerinin dağılacağı, o cinâyetlerin cezalarının verilecek bir mahkeme vardır.

İşte o mahkeme de aşağıdadır!..

Tehlike, tehlikeler olmayan hiçbir fazilet yoktur.

Fazileti boşuna sarf ettiğiniz vakit bu tehlike ile karşılaşırsınız.

Onun için faziletinizi yerinde muhafaza edin!

Sizi tahkir edenlerden katiyyen intikam almayınız.

Alçak gönüllük ruhun tevazu’dur.

Harici tevazu’ medenîlik vasfıdır.

Alçak gönüllülük kendini hakir görmek değildir.

(Allah’ın huzurunda : “Ben yoğum, Sen varsın!” demektir.)

Dr.M.Derman (k.s)

Vaaz alıntı

Bir Cevap Yazın