Hayırlı Cumalar

Hz. Ali Keremullahiveche ezan okunduğu zaman mübârek kırmızı yüzü bembayaz olurmuş:

Yâ Ali ne oluyorsun?

Huzura çıkıyoruz! dermiş, acaba bir yanlışlık mı yaparız. Allah’ın huzuru bu!.

Ne kadar Allah müsaade etmiştir ki; bir Allahuekber!’le huzuruna giriyorsun.

Vurursun bir yerin kapısını tak tak tak! “Gir” gelir mi gelmez mi beklersin.

“Allahuekber!” dedin mi giriyorsun. Edeble girelim efendim, edeple, edeple…

Onun için cemaat hiç belli olmaz.

Cemaatın içinde Allah’ın sevgili kulları vardır.

Kim bilir şuradaki mavi başlı, mavi takkeli adam ”Allahuekber!” dediği zaman Kâbe’yi görmemiş kim iddia edebilir?

Herkes kendi kabuğuna şey edilmiştir.

Bir gün Yeni Câmii’de, size eskiden de anlatmıştım, namaz kılıyordum.

Yanımda bir iki kişi var.

Dolu cemaat çıkıyoruz.

Benim sağ tarafımda bir halıcı var. Halı, halıcıymış. Dördüncü Vakfın altındaki halıcılardan birisi.

Döndü oradan bir adam onun kulağına bir şey söyledi. Çıktı gitti.

Bu adam kapıdan çıkarken benim dayım da ordaymış, dayımı da tanıyor.

Fazıl Bey dedim böyle böyle oldu. Herifin peşine üçümüz birden gittik bulamadık herifi. Mısır çarşısına girdi kayboldu!. Ne dedi dedik o Kayseri’li Rahmi Bey, halıcı…

Dedi: Efendim, ben dedi buradayım üç senedir, “bu Yeni Câmi’ye Hızır gelir, Velîyullah gelir” diye söylediler.

Ben de bütün namazları burada kılarım gündüzleri, dedi. Bu gün Câmiye girdim gine aklımdan geçti. Kalabalık câmii. Acaba Allah’ın burda Velîyullah’ı var mı yok mu, diye hatırımdan geçti demiş.

Çıkarken bu adam deeeee ondan ötede, ayağını giyerken: Oğlum demiş, Allah’a yemin ederim ki senin safında beş tane Allah’ın Velîsi vardı! demiş.

Onun için onlar telsiz, melsiz gelir.

Velî’nin bulunduğu yer… Ama burda var mı?

Allahuâlem ya var ya yok. Belki hiç yok!.

Ama mâdem ki secdeye başını koyuyor, Velîlik ona vâcibdir. Onların bulunduğu yerde edebsizliktir bu!.

Bu edebsizlik dediğim, akıllı akılsız, kuvvetli kuvvetsiz kelimesinin sonuna eklenen “siz” değil bu.

Bu edeb başka EDEB dir.

Nizamdan çıkmak demektir. İyi bir şey değildir bu.

Onun için Secde-yi Rahmâna başını koyanlar, Kur’ânının sînesine ihlas ile kulağını korsan, oradan sana ne sesler geliiiiir ne sesler gelir bilsen!.

Yüzünü aşk ile Nur-u Basîreti sürersen neler görmezsin. Bunlar hep burada sürülür burada işitilir.

Ama akıl buna isyan eder: Efendim nasıl olur?.

Gönlün gözü daima açıktır unutma.

Aklın burada işi yoktur.

El Emîn diye hitap ettikleri Rasûll-i Ekrem’e kavmi birden bire en amansız düşman kesildi biliyorsunuz.

“El Emîn” derdiler hepsi…

Vaktaki Vahdaniyet-i İlahîyeyi ilan etti, hepsi düşman kesildi. Resûl-i Ekrem gönül pencerelerini açtı ve onlara hakikat, söyledi.

Aklı isyan etti. Bütün kavmin aklı isyan etti.

Onun için Ebu Cehil aklın isyanının temsilcisidir: ”Nasıl olur?” dedi.

Akılla bu iş anlaşılmaz!.

Ama aklı kullanmayacak mıyız…

Yoooo akıl olacak.

Aklı bir hududa kadar edeble götüreceksin.

Ondan sonra: Olur mu olmaz mı?.

Efendim felan adam, Beyazidi Bestamî su üstünde yürürmüş. Yürünür mü yürünmez mi?

Yürünsün yürünmesin onu münakaşa etme!…

Dr.M.Derman(k.s)

Vaaz alıntı

One thought on “Hayırlı Cumalar

Bir Cevap Yazın