Hayırlı Cumalar🕋

Muhteremler!

Sayınlar demedim, muhteremler dedim.

Sayın kelimesi de muhteremin mukabilidir.

Muhterem, kerem sahibi demektir.

Sayın insan kendi say’ı ile rütbesi ile kazanabilir.

Zengin olur, büyük bir meslek sahibi olur sayın ismini alabilir.

Fakat muhterem kelimesi Allah tarafından verilir.

Kerem sahibi demek.

Kerem, İlimle, fenle, parayla ele geçmez.

Allah’ın keremine sahip olmak demektir.

Sizde Allah’ın keremi şu kadarcık olmazsa başınızı secdeye koyamazsınız. Onun için size muhteremler dedim.

Hepinizin yüzünde Nur-u Rasûlullah Allah’ın korkusu var. Onun için Allah Dostları Rasûlullah’a mukarreb yakin (yakınlığı) olanların bir sözü vardır.

“Men lem yekün insanen la ya’rufu kadere’l insan.”

“İNSAN olmayan insanın kadrini bilmez.”

İki ayaklı, gözlü, burunlu değil.

Buradaki insan İnsan-ı Kâmil demektir.

Rasûlullah’ı memnun etmiş Allah’ın rızası yolunda gitmiş ve mertebe kazınmış insan demektir İnsan-ı kâmil.

İnsanın kıymetini insan bilir demektir.

İnsan-ı Kâmil her insana, her şeye iyi, merhamet gözüyle bakar demektir. Böyle insan insandaki kıymeti derhal yüzüne söylemez.

Onun için tekrar gine bir büyüğün sözü vardır.

“El ârif la yetekellem.”

Bilen adam -la yetekellem- söylemez.

Vel mütekellim la yârif.

Çok zırzır eden, konuşan da bir şey bilmez demektir.

Bu şu demektir “Edebli olmak lâzım.”

Ney çalarlar bilirsiniz. Güzel sesler çıkar ondan.

Fakat ney bir kamış parçasıdır, farkında değildir.

Âlemde her secdeye başını koyan şöyle düşünecek, âlemde kendinizden fazla nimet verilmiş hiçbir kul bulunmadığını

düşüneceksiniz daima.

“Efendim bize ne nimet verdi…

Nimet verilmemiş olsaydı Rasûlullah’a inanıp secdeyi Rahmâna başınızı koymazdınız.

Bundan daha büyük nimet mi olur.

Onun için bize en büyük nimet verilmiştir Allah tarafından diyeceksiniz. Ne cehennemler var.

Ne azaplar var, bu dünyada başlıyor.

Onun için en büyük nimet Secde-yi Rahmâna başını koyana verilmiştir.

Onun için küfranı nimet etmeyin.

Kış gelir başım ağrıdı. Aman üşüdüm.

Bilmem bu akşam yemek bulamadım diye katiyen Secde-yi Rahmâna başını koyan Allah’tan şikâyet etmez.

Kader zincirini tırnaklamaz.

Tırnaklarınızı içine çekin kedi gibi!

Bir belâ geldiği zaman kat’iyen onun için üzülmeyiniz.

Çünkü Allah’ın takdirine isyan etmiş olursunuz.

İşte şirk, hakiki gizli şirk budur.

Herif senelerce namaz kılar, hacca gider, para sarf eder.

Şunu eder, bunu eder. Öküz gibi durur.

Onun için küçük bir şikâyet ettiğimiz zaman…, çünkü Cenâb-ı Allah’ın izni olmadan hiçbir yaprak bile kımıldamaz.

O halde bunu anlamak da güçtür.

Kaza kader hikayesi o, çok ince, uzun bir iştir.

Onun için bir belâ başınıza geldi mi yüzünüzü ekşitmeyiniz. Çünkü Allah’ın kaderine isyan etmiş olursunuz.

Allah’ın kaderine isyan ettiniz mi şikâyet edecek bir makam aramış demektir insan.

Değil mi bir şeye kızdı mı bir yere şikâyet.

O halde Allah’a ikilik verirsiniz. Şirk buradadır.

Allah birdir, ikidir, üçtür demenken insan kâfir olmaz.

Asıl kâfir olacak buradadır.

Onun için sırat kıldan incedir bilirsiniz, kıl.

Öyle kıl işte buradan başlar kılıç.

Edebsiz adam sokaktan geçerken korkar: “Beni tutacaklar mı?” diye.

Alnı açık adam dümdüz yürür. İşte sırat budur.

Dr.M.Derman(k.s)

Vaaz Alıntı