Kutub..Gavs..

KUTUB:

Lügat mânâsı değirmenin alt sabit taşında bulunan uzun mihver demiri demektir.

Üst taşın deliği ona geçerek taş devir yapar.

Resûlü Ekrem’in yeryüzünde halifesi olan zât-ı âli…

Kavmin ulusu “en büyüğü”.

Kutub daima ceseden mevcuttur.

Yani sağdır dünya yüzünde…

Yerini kimse bilmez.

Ancak 7’ler bilir.

Eşyada mutasarrıf dır.

Hadimleri 40’lardır.

Kutbiyyet HAKK tarafından verilir.

Bütün ruhanî emirler Kutub makamından çıkar.

Kutbiyet mahalli, nazarı ilâhiyedir.

Kutub Resûlullah’ın yeryüzünde Ekremiyet halifesidir.

GAVS:

Lügat mânâsı nöbet bekleyen vekil mânâsınadır.

Medet, Nusret makamında mânâsına kibar-ı Evliyâ hakkında kullanılırsa da tekdir.

Velîlerin başı gavs-ı azam ismi ile yâdedilir.

Gavs, Kutub makamına bağlıdır.

Gavsiyet, Resûlü Ekrem tarafından izinle verilir.

Kalblerde mutasarrıfdır.

Hadimleri 7’lerdir.

Bazen gavsiyet makamı boş olabilir.

O zaman Kutub tarafından idare edilir.

Gavs, Resûlü Ekrem’in naibidir dünya yüzünde…

Gavslar 7’lerden seçilir.

Gavsdan Kutub olmaz.

Bütün velîler gavsa bağlıdırlar.

Her büyük Velî gavsın kim olduğunu bilir.

Yerini de bilir.

Gavsın sağında “Abdurrab Makamı” vardır.

Bu makamın nazarı, âlem-i melekûta nazırdır.

Solunda “Abdülmelik Makamı” vardır.

Nazarı: Âlem-i mülke, dünya âlemine nazırdır.

Abdurrab Makamı’ndan daha efdaldır.

Bu iki makamı işgal eden zâtlar Kutub tarafından intihab edilir.

Bir de kutbun mânevî emrinde olan “Abdullah Makamı” vardır ki buradaki zât bazen hilâfet-i mâneviye, bazen hilâfet-i vücudiye hâlindedir.

Yani bazen bu makam mânevidir, bazen de zamanında bir zât, bir sultan veya kimsenin gözüne çarpmayan basit gibi görünen mübârek bir zâttır.

Gavs ile temas bu zât vasıtası iledir.

Bu zât tekdir.

Yeri gizlidir.

Bilen çok azdır.

Manen temas mümkündür.

Bazen rüya âlemi ile, sonra da maddî olarak olabilir…

Bir de kutbiyete bağlı ve “Abdülmülk Makamı”nda bulunan dünya

mülkünde “EVTAD” vardır.

Bunlar dört müstesna zâtlardır.

Bunlar her zaman Kâbe’de manen toplanırlar.

Bazen de cesedleri ile birlikte buluşurlar.

Bunların emirlerini 40’lar mülk âleminde görürler.

40’ların müşküllerini 7’ler hâllederler.

4’lerin yerleri malûmdur.

Bazen yerleri değişir.

Ruhen Beytullahda daima müctemi’dirler.

Bazen de muayyen zaman ve gecelerde buluşurlar.

Evtadın yerleri:

Şimalde(kuzeyde) Abdülmerid,

Cenupda (güneyde) Abdulkadir,

Şarkda (doğuda) Abdülhay,

Garbde (batıda) Abdülâlim makamları vardır.

Bunları da kutbiyet makamı ta’yin eder.

Bu makamlarda her zaman bir zât bulunur.

3’ler vardır. Bunlar ümmîdirler.

Mânevî ziynet gibidirler.

HAKK’ın onlara teberrüken verdiği bir kıymettir.

Daima Abdurrab’ba yani âlem-i melekûta nazar ederler.

Daima dua ve niyazda bulunurlar.

7’ler vardır.

40’lar vardır.

Mülk âleminde gezerler.

Görünürler.

Müşküllerini 7’ler hâllederler.

40’lar, 7’leri tanımazlar.

Fakat 7’ler 40’ları tanırlar.

Ebrar vardır. Vazifelidirler.

300’ler vardır.

Seyyardırlar.

Gezerler.

3000’ler vardır.

Kendi hâllerinde niyaz ve taattadırlar.

Bunların bazıları irşad ile meşguldürler.

Bazıları kendi içlerine çekilmişlerdir.

Taat ve ubudiyetlerinin mükâfatı olarak Velî makamındadırlar.

Meczub ve mecnunlar vardır:

Bunlar cezbe içindedirler.

Yollarına tahammül edemediklerinden hataya düşmüşlerdir.

Fakat ind-i ilâhide mağfurdurlar.

Bunlarla yemek yenmez.

Elbiseler giyilmez.

Sohbet doğru değildir.

Kur’ân-ı Kerimde bir lâfzı celîl vardır.

Güzel bir lâfız. “Sultan-ı mübîn”…

Sultan; burhan demektir.

Burhan sahibi olan.

Sultaya malik olan.

Sultan emr ü ferman kudret onda toplanır.

ALLAH lûgatında Sultan kelimesi kat’i burhan olarak kullanılmıştır,

“Sultanı mübin ise sırdır”.

Bunu büyük Velîler perde aralığından şöyle ifade etmişlerdir.

Bu perde şuna benzer

Billur vardır, bilirsiniz.

Ziyâ vurdu mu ziyâda gizli bütün renkler ortaya vurur.

7 renk görünür.

Acaba billur donmuş bir sis midir.

Burayı günlerce düşünmek lâzımdır.

Bazen sis de renkleri gösterir.

“Gavs-ı guzah” ebe kuşağını bilirsiniz…

Sırlar bazen fizikî olay şeklinde görünür.

Burada gizli birşey vardır.

Düşünmek gerek.

Veyahut birşey gizlidir daha doğrusu…

İnsan kendini bilmeğe çalışmalıdır,

Ne ise daha söylemek hem yasak hem de herkesin merakla öğreneceği işlerden değildir.

Burada abdest al ve şu izahı düşün: (SuLTAN)

S (Sin) : “Subhanellezi isra…” âyeti…

L (Lâm) : Katiyyen söylenemez. Bilen söylerse dili vurulur…

T (Ti) : “Tâ Hâ. Ta Sin Mim. ” âyeti…

A (Elif) : “İkra biismi Rabbikellezi halâk…” âyeti…

N (Nûn) : “Nûn vel kalemi ma yesterun” âyeti…

”Kün!”de bu “Nûn” un içindedir.

Fazla açıklanması müsaade edilmemiştir.

Bu husus iki merkezde toplanır.

Yukarıda izah ettiğimiz kutbiyet ve gavsiyet…

“Ben mekânın mekânıyım bana mekân yoktur.” Hadîsi Kudsî.

“Ben insanın sırrıyım insan benim sırrım.” Hadîsi Kudsî.

20.1.1984